Ya Bir Şey Olursa?

Betül Esra Baba

Betül Esra Baba

Klinik Psikolog
August 19, 2026
Psikoloji
3 Görüntülenme
Ya Bir Şey Olursa?

"Ya bir şey olursa?"

Bazen tek bir cümle, zihnin bütün gününü doldurabilir.

Ya kötü bir haber gelirse? Ya hastalanırsam? Ya işimi kaybedersem? Ya sevdiğim biri başına bir şey gelirse? Ya kontrolümü kaybedersem? Ya işler düşündüğüm gibi gitmezse?

Henüz gerçekleşmemiş ihtimaller, yaşanmış bir olay kadar gerçek hissettirmeye başladığında insan yalnızca geleceği düşünmez; gelecekteki tehlikelerin içinde yaşamaya başlar. Kaygı çoğu zaman böyle çalışır. Henüz olmamış olanı bugünde yaşatır. Bir şeylerin ters gitmesini engellemek için sürekli düşünür, planlar, kontrol eder, olasılıkları hesaplarız. Zihnimiz bir türlü "tamam" demez. Çünkü her ihtimalin ardından başka bir ihtimal belirir.

"Ya bu da olursa?"

Böylece düşünmek, çözüm üretmekten çıkıp bir tür ruhsal hazırlık hâline gelir.

Psikodinamik açıdan kaygıyı yalnızca ortada gerçek bir tehlike olup olmaması üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Çünkü bazen bugünkü durum oldukça güvenli olduğu hâlde kişi kendisini tehdit altında hissedebilir. Burada önemli olan yalnızca dışarıda ne olduğu değil, kişinin iç dünyasında tehlikenin nasıl deneyimlendiğidir.

Bazı insanlar belirsizliğe diğerlerinden daha zor dayanır. Çünkü belirsizlik, kontrolün kaybedilmesi anlamına gelebilir. Ne olacağını bilmek, en azından zihinsel olarak bir hazırlık hissi verir. Bu nedenle kişi sürekli plan yapabilir. Olası sorunları önceden düşünür. Konuşmaları tekrar tekrar zihninde canlandırır. Başkalarının davranışlarını analiz eder. En kötü ihtimali bulmaya çalışır. Bütün bunların altında çoğu zaman basit bir arzu vardır:

"Hazırlıklı olursam incinmem."

Ancak ruhsal yaşamın paradokslarından biri burada ortaya çıkar. Kişi kendisini korumak için ne kadar çok kontrol etmeye çalışırsa, kontrol edemediği şeylerle karşılaştığında o kadar fazla kaygılanabilir. Çünkü hayatın bütünüyle kontrol edilemeyeceği gerçeğiyle karşılaşmak kaçınılmazdır. İnsan ilişkileri kontrol edilemez. Başkalarının ne hissedeceği kontrol edilemez. Kayıplar tamamen engellenemez. Gelecek önceden bilinemez.

Ve belki de kaygının en zor tarafı, bütün bunları bilmek değil; bilmediğimiz hâlde yaşamaya devam edebilmek zorunda olmaktır.

Erken dönem deneyimler burada önem kazanabilir. Çocuğun dünyası başlangıçta kendisinden çok daha büyük ve kontrol edemediği bir dünyadır. Güvende hissetmek için bakım verenin varlığına ihtiyaç duyar. Çevresinin öngörülebilir olması, ihtiyaçlarının karşılanması ve korktuğunda yatıştırılması, zamanla dünyaya ilişkin temel bir güven duygusunun gelişmesine katkıda bulunur.

Ancak dünya çocuk için sık sık öngörülemez olmuşsa; bakım verenlerin tepkileri değişkense, duygusal ihtiyaçlar tutarsız karşılanmışsa ya da kişi erken dönemde yoğun kayıp ve belirsizliklerle karşılaşmışsa, belirsizlik ilerleyen yaşamda daha tehdit edici hissedilebilir. Bu durumda kişi yalnızca geleceği kontrol etmek istemez. Güvende hissetmek için geleceği bilmek ister. Fakat geleceği bilmek mümkün değildir. Bu imkânsızlık da kaygının devam etmesine neden olabilir. Bazen "Ya bir şey olursa?" sorusunun altında aslında daha eski bir soru bulunur:

"Bir şey olduğunda bununla baş edebilir miyim?"

Bu ikisi birbirinden oldukça farklıdır. İlk soru bizi sürekli tehlike aramaya iter. İkincisi ise kendi dayanıklılığımızla ilişkilidir. Çünkü kaygı bazen yalnızca kötü bir şey olacağından korkmak değildir. Kötü bir şey olduğunda onunla baş edemeyeceğimize dair derin bir inançtır. Bu nedenle bazı insanlar hayatlarında her şey yolundayken bile rahatlayamaz. Çünkü rahatlamak, kontrolü bırakmak gibi gelir. Zihin sürekli bir sonraki problemi arar. Sanki tetikte olmak, kötü bir şeyin gerçekleşmesini önleyecekmiş gibi... Oysa sürekli tetikte olmak yaşamı güvenli hâle getirmeyebilir. Sadece insanı yorabilir.

kaygı
ya bir şey olursa
psikoloji

Categories

Get support on this topic

Browse professionals working on this topic and book an online or in-person session.