Kaygılı ve Kaçıngan Bağlanan Kişilerin İlişkideki Dansı

Deniz Beren Kılıçlı
September 08, 2026
Genel
11 Görüntülenme
Kaygılı ve Kaçıngan Bağlanan Kişilerin İlişkideki Dansı

Kaygılı ve Kaçıngan Bağlanan Kişilerin İlişkideki Dansı

Hiç kendinizi bir ilişkide şu iki rolden birinde buldunuz mu?

Biri mesajınıza geç yanıt verdiğinde içinizi kemiren o yoğun terk edilme korkusuyla art arda aramalar yaparken…

Ya da partneriniz biraz fazla yaklaştığında içinizde aniden beliren o "boğuluyorum, bana biraz alan ver" dürtüsüyle geri çekilirken…

Eğer bu sahne size tanıdık geliyorsa, romantik ilişkilerde en sık rastlanan ve tarafları en çok tüketen dinamiklerden birinin içindesiniz demektir: Kaygılı ve Kaçıngan Dansı.

İşin aslı şu ki; ne biri "aşırı talepkâr ve takıntılı", ne de diğeri "duygusuz ve bencil". İkisi de sadece hayatta kalmaya ve çocuklukta öğrendikleri tek dille sevilmeye çalışıyor.

Peki, ilişkide yaralandığımız bu yeri yine bir ilişkinin içinde onarmak mümkün mü? Gelin, birlikte bakalım.

Önce Zemini Anlamak: "Güvenli Bağlanmak" Ne Demektir?

Bağlanma kuramının öncüsü John Bowlby, bebeklikte bakım verenle kurulan duygusal bağın hayatta kalma refleksimiz olduğunu söyler. Yetişkinlikte ise bu güvenli liman rolünü partnerimiz devralır.

Güvenli bağlanan bir yetişkin; yakınlık kurmaktan korkmaz, ihtiyaç duyduğunda partnerine yaslanabilir ama aynı zamanda kendi bağımsız alanını korumaktan da çekinmez. Bir çatışma çıktığında bunu ilişkinin sonu olarak değil, çözülmesi gereken bir problem olarak görür; duygularını savunmaya geçmeden açıkça ifade edebilir.

Çünkü onların çocukluk belleğinde tutarlı, duyarlı ve ulaşılabilir bir bakım verenin fısıldadığı şu temel inanç yatar:

“Görülüyorum, varlığım yeterli ve ihtiyaçlarım değerli.”

Peki ya çocukluğumuzda bu duygusal ihtiyaçlar tutarsız karşılandıysa ya da tümden reddedildiyse? İşte o zaman sahneye kaygılı ve kaçıngan stratejiler çıkar.

Bunlar Bir Hastalık ya da Tanı Değil: "Savunma Zırhlarımız"

Öncelikle en önemli gerçeğin altını çizelim: Kaygılı veya kaçıngan bağlanmak bir kişilik bozukluğu ya da psikiyatrik bir tanı değildir. Bunlar, çocukken duygusal olarak hayatta kalabilmek için geliştirdiğimiz son derece anlaşılır adaptasyonlardır.

 Kaygılı Bağlanma (Alarm Sistemi Sürekli Açık Kalanlar):

Bakım verenin bazen çok şefkatli, bazen ise tamamen ulaşılamaz olduğu tutarsız ortamlarda büyüyen çocuklar, sevginin her an ellerinden kayıp gidebileceğini öğrenirler. Bu yüzden hiperaktif bir bağlanma sistemi geliştirirler.

 İşlevi / Neden Gelişti? Çocuğun sevgiyi ve ilgiyi kaybetmemek için sürekli tetikte olması, ebeveynin dikkatini çekmek için sesini yükseltmesi gerekiyordu.

 Bugün Neye Zarar Verir? Yetişkinlikte partnerin en ufak bir dalgınlığı ya da geç yanıtı bile bir "terk edilme sinyali" gibi algılanır. Kişi güvence aramak için aşırı yakınlaşma, sitem, küsme veya kontrol etme gibi protesto davranışlarına başvurur; bu da ironik şekilde partneri daha çok uzaklaştırır.

 Kaçıngan Bağlanma (Kendi Kalesine Çekilenler):

Duygusal ihtiyaçlarını her gösterdiğinde reddedilen, küçümsenen ya da ihmal edilen çocuklar ise şunu öğrenir: "İhtiyaçlarımı gösterirsem daha çok incinirim. En iyisi kimseye muhtaç olmamak."

 İşlevi / Neden Gelişti? Çocuğu daha fazla hayal kırıklığından ve yalnız kalma acısından korumak için duygusal düğmeyi kapatmasını sağladı. Kendi kendine yetmek bir hayatta kalma kalkanı oldu.

 Bugün Neye Zarar Verir? Dışarıdan "soğuk, mesafeli veya aşırı mantıklı" gibi görünseler de iç dünyalarında duygular vardır; sadece paylaşmak tehlikelidir. Partner yakınlaşmak istediğinde içsel bir "boğulma" hissiyle savunmaya geçer, konuyu değiştirir, meşguliyetlere sığınır ya da geri çekilirler.

"Takip Et ve Uzaklaş" Döngüsü: İki Yaranın Karşılaşması

Farklı bağlanma stilleri bir araya geldiğinde kaçınılmaz olarak "kaygılı-kaçıngan tuzağı" ortaya çıkar:

1. Kaygılı partner ilişkide bir güvensizlik hisseder ve yakınlaşmak için adım atar ("Neden sessizsin? Beni sevmiyor musun?").

2. Kaçıngan partner bu yoğunluğu bir baskı ve tehdit olarak algılar, kendini korumak için bir adım geri çekilir.

3. Bu geri çekilme, kaygılı partnerin "Beni terk ediyor!" alarmını çalar ve daha sert takip etmeye, eleştirmeye başlar.

4. Kaçıngan daha da kabuğuna çekilir; kaygılı daha da öfkelenir.

Buradaki trajik gerçek şudur: Aslında ikisi de güvende hissetmek istemektedir. Ancak kaygılı partner bunu daha çok yaklaşarak, kaçıngan partner ise mesafeyi koruyarak yapabileceğini düşünür.

İlk Yaranın Ötesi: "Kazanılmış Güvenli Bağlanma"

İlk yaralarımız anne ve babamızla kurduğumuz temaslarda açılmış olabilir; ancak kaderimiz bu ilk ilişkisel deneyimlerle sınırlı kalmak zorunda değil.

Psikolojide buna "Kazanılmış Güvenli Bağlanma" denir. Beynimiz hayat boyu yeni deneyimlerle şekillenebilir (nöroplastisite). Zorlu bir geçmişe rağmen, onarıcı bir romantik ilişki yaşantısıyla veya bir terapi süreciyle güvenli bağlanmayı yetişkinlikte yeniden inşa etmek tamamen mümkündür.

Bu Kalıpları Günlük Hayatta Nasıl Esnetebiliriz?

 Döngüyü Şahsileştirmeyi Bırakın: Çatışma anında sorunun eşiniz değil, aranızdaki görünmez dans olduğunu fark edin. "Ben şu an korktuğum için üstüne geliyorum, sen de boğulduğun için çekiliyorsun. Biz yine o döngüye girdik" diyebilmek bile gerilimi sakinleştirir.

 Tepkilerin Altındaki Kırılganlığı Paylaşın: Eleştiri ve suçlama savunma tepkileridir. Altında yatan asıl duygu ise çoğu zaman yalnızlık, korku veya yetersizliktir. "Sen beni önemsemiyorsun" yerine "Sessiz kaldığında kendimi güvensiz ve yalnız hissediyorum" demek köprü kurar.

 Tetiklenme Anlarında "Güvenli Mola" Verin: Kaçıngan partnerin sakinleşmek için alana, kaygılı partnerin ise terk edilmeyeceğine dair güvenceye ihtiyacı vardır: "Şu an bunalmış hissediyorum. Seni terk etmiyorum, 20 dakika sonra gelip bu konuyu konuşacağız."

Terapinin İşlevi: Yeni Bir İlişki Kültürü İnşa Etmek

Kendi başınıza bu döngüyü kırmak bazen çok zorlayıcı olabilir; çünkü tetiklendiğimizde rasyonel zihnimiz değil, çocuklukta hayatta kalmaya çalışan parçamız kontrolü ele alır. Terapi tam da burada devreye girer:

 Gottman Çift Terapisi ile Güvenli Limanı Yeniden Kurmak:

Gottman Çift Terapisi, çiftlerin içine düştüğü bu yıpratıcı çatışma döngülerini bilimsel ve somut yöntemlerle ele alır. Kaygılı partnerin eleştirisine ve kaçıngan partnerin duvar örme tepkisine alternatif yeni iletişim yolları geliştirilir.

 Tartışma anlarında fizyolojik olarak sakinleşme (mola ve fizyolojik yatışma),

 Çatışmanın altında yatan derin ihtiyaçları ve hayalleri keşfetme (Çatışma İçindeki Hayaller),

 Kırıcı bir tartışmanın ardından duygusal hasarı toparlama (Kavgadan Sonra / Onarma Girişimleri) ve partnerin etkisini kabul etme gibi pratiklerle çift, birbirini tetikleyen iki yaralı insan olmaktan çıkıp aynı takımda oynayan iki yol arkadaşına dönüşür.

 Bireysel Terapide Bağlanma Çalışması (Şema Terapi ve Bütüncül Yaklaşımlar):

Bireysel süreçte kişinin "Sevilmeye layık değilim" ya da "Kimseye güvenemem, kendi başıma kalmalıyım" gibi erken dönem inançları çalışılır. Terapistle kurulan tutarlı, güvenli ve yargısız bağ; danışanın hayatına aktarabileceği yepyeni ve onarıcı bir güvenli bağlanma şablonu haline gelir.

Bir ilişkide kaygılı ya da kaçıngan tepkiler vermek sizin kusurlu olduğunuzu göstermez; sadece geçmişte kendinizi çok iyi koruduğunuzu gösterir. Ancak dünün savunma zırhı, bugünün yalnızlığına dönüşmek zorunda değil.

Unutmayın

İlişkilerde yaralanır, ilişkilerde iyileşiriz.

Cift terapisi
Sema terapi
Kaygılı baglanma
Kacingan baglanma
Gottman Cift terapisi
Iliskiler

Categories

Get support on this topic

Browse professionals working on this topic and book an online or in-person session.