İnsan Kendini Kimin Gözlerinden Görür?

Deniz Beren Kılıçlı
October 13, 2026
Psikoloji
13 Görüntülenme
İnsan Kendini Kimin Gözlerinden Görür?

İnsan Kendini Kimin Gözlerinden Görür?

Kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum. Ama çok iyi bildiğim, yıllardır tanıdığım, hatta belki de kendimi bildim bileli içimde taşıdığım bir his var: Görülme isteği.

Yalnızca birinin bana bakmasından, söylediklerimi dinlemesinden ya da varlığımı fark etmesinden bahsetmiyorum. Daha derinde bir yerden, olduğum halimle bir başkasının zihninde ve kalbinde yer edinebilme ihtimalinden bahsediyorum. Sanki birinin beni gerçekten görmesi, benim de kendimi görmemi mümkün kılacakmış gibi.

Anaokulu yıllarım. Henüz sınıf arkadaşlarım psikolog kelimesinin ne anlama geldiğini bile bilmezken ben büyüdüğümde psikolog olacağımı söylüyordum. Bu isteğimin ilk ne zaman, nasıl ortaya çıktığını hatırlamıyorum. Ama o yıllardan bugüne değişmeyen çok az şeyden biri olduğunu biliyorum.

Şimdi geriye dönüp baktığımda, insanın hayatındaki seçimlerin, yöneldiği yolların ve olmak istediği kişinin her zaman tesadüfi olmadığını düşünüyorum. Bazen henüz anlamını bile bilmediğimiz bir ihtiyacın peşinden gidiyoruz. Bazen başkalarında aradığımız bir şeyi, farkında olmadan hayatımızın merkezine yerleştiriyoruz. Belki de ben, bir insanı anlamanın ve anlaşılmış hissettirmenin ne kadar kıymetli olduğunu, bunun neden bu kadar önemli olduğunu henüz bilmediğim yaşlarda hissetmiştim.

O küçük kızın ne kadar çok çabaladığını ise bugün daha iyi fark ediyorum. Bazen başarılı olarak, bazen kimseyi üzmeyerek, bazen kendi isteklerini bir kenara bırakarak. Birinin yüzündeki memnuniyeti gördüğünde kendisini biraz daha yeterli hisseden, birinin sessizliğinde ise dönüp kendisinde neyin eksik olduğunu arayan bir çocuk.

İnsan çocukken kendisine dair pek çok şeyi başkalarının gözlerinden öğreniyor. Nasıl biri olduğunu, ne kadar değerli olduğunu, hangi yanlarının kabul edilebilir, hangi yanlarının saklanması gerektiğini… Bazen kendine ait sandığın sesin bile aslında yıllardır başkalarından duyduklarının bir yankısı olduğunu çok sonra fark ediyorsun.

Ve zamanla insan büyüyor.

Çocukken görülmek isteyen o küçük kız, yetişkin olduğunda kendisini başarılarıyla anlatmaya başlıyor mesela. Daha çok öğrenmek, daha çok başarmak, daha iyi olmak, daha az hata yapmak… Bütün bunlar dışarıdan bakıldığında insanın kendisini geliştirmesi gibi görünürken, içeride çok daha başka bir sorunun cevabı aranıyor olabiliyor:

Ben bütün bunları yapmasaydım da görülmeye değer biri olur muydum?

Bu soru üzerine düşündüğümde içimde garip bir sessizlik oluşuyor. Çünkü insanın kendisine sormaktan kaçındığı bazı soruların cevabı, yıllardır sürdürdüğü çabanın içinde saklı olabiliyor. Bir şeyi gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa onu yapmadığımda kendimle ilgili hissedeceklerimden mi korkuyorum?

Bugün bir psikolog olarak karşıma oturan insanların hikâyelerini dinlerken, belki de en çok bu görünmeyen çabaya rastlıyorum. Kendilerini anlatırken bile kendilerini savunma ihtiyacı duyanlara, üzüntüsünü dile getirirken üzülmeye hakkı olup olmadığını sorgulayanlara, bir şey istemenin bencillik olabileceğinden korkanlara…

Bazen o koltukta oturan insanın anlattıklarından çok, anlatırken kendisine nasıl davrandığını duyuyorum. Kendi duygusunu ne kadar çabuk küçümsediğini, kendi ihtiyacını ne kadar kolay geri çektiğini, başkasına gösterebildiği anlayışı kendisinden nasıl esirgediğini…

Ve sonra dönüp kendime bakıyorum.

Bir başkasının acısına bu kadar incelikle yaklaşabilirken, kendi acımıza neden aynı yerden bakmakta zorlandığımızı düşünüyorum. Belki de anaokulunda psikolog olacağını söyleyen o küçük kızın yıllar sonra öğrenmesi gereken en önemli şeylerden biri buydu. Başkalarını anlamak için gösterdiği merakın bir kısmını kendisine de yöneltebilmek.

Uzun zamandır şunu düşünüyorum: Bir insanın görülmeye duyduğu ihtiyaç ne zaman kendi varlığını görebilme becerisine dönüşüyor?

Çünkü bir başkası tarafından görülmek gerçekten çok kıymetli. Bazen birinin size tuttuğu aynada ilk kez kendinize başka türlü bakabiliyorsunuz.

Ama ya o ayna ortadan kalktığında?

Ya sizi takdir eden kimse olmadığında, başarınızı alkışlayan bir ses duymadığınızda, verdiğiniz emeği kimse fark etmediğinde? O zaman kendinize nasıl bakıyorsunuz?

Sanırım insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin en derin tarafı da burada başlıyor. Çünkü başkalarının gözlerinde kendimize dair bir anlam bulmakla, o anlamı kendi içimizde taşıyabilmek aynı şey değil.

Şimdi bu yazıya başlarken neredeydim, peki ya şimdi neredeyim?

Başlangıçta henüz ne anlama geldiğini tam olarak bilmediği bir mesleği seçen küçük bir kız vardı aklımda. Şimdi ise o küçük kızın yıllar boyunca başkalarını anlamak için duyduğu merakın, belki de kendi içinde anlaşılmayı bekleyen yanlarıyla ne kadar ilişkili olabileceğini düşünüyorum.

Yıllar önce verdiğim o kararın beni bugün getirdiği yere bakıyorum. İnsanları dinlediğim, onların kendilerine bile anlatmakta zorlandıkları hikâyelerine eşlik ettiğim o odaya…

Ve bütün bunların arasında kendime şu soruyu soruyorum: Başkalarına kendilerini görebilecekleri bir ayna tutmaya çalışırken, ben kendi aynama ne kadar bakabildim?

Belki de kendimi tanımak adına çıktığım bu yolculukta, yıllarca olduğum kişiden çok olmam gerektiğine inandığım kişiye bakmıştım. Daha başarılı, daha güçlü, daha yeterli birine.

Bugün hâlâ görülmek, anlaşılmak, sevilmek istiyorum. Zaten insan olmak biraz da başkasının gözlerinde kendine rastlama arzusu değil mi?

Ama artık bir başkasının beni görmediği yerde kendimi kaybetmek istemiyorum.

Şimdi anaokulunda psikolog olacağını söyleyen o küçük kızı düşünüyorum. Henüz kim olacağını, neler başaracağını, hangi insanların hayatına dokunacağını bilmeyen o çocuğu.

Ve ilk kez ona gelecekte neler başaracağını anlatmak yerine, o günkü haline biraz daha uzun bakmak istiyorum.

Çünkü belki de bütün bu zaman boyunca görülmeyi bekleyen şey, olmaya çalıştığım kişi değil, olmaya çalışırken geride bıraktığım kendimdi.

İnsan bazen bir ömür başkalarının kendisini görmesini beklerken, kendi gözlerinden ne kadar uzun zamandır saklandığını fark edemiyor.

Kaynakça: Kendime varmak için yürüdüğüm bütün yollar.

Ozsefkat
Ozbilinc
Psikoloji
Klinik psikolog
Kendimizle iliskimiz

Categories

Get support on this topic

Browse professionals working on this topic and book an online or in-person session.