Sürekli Bir Şeylerle Meşgul Olup Hiçbir Şeyi Tamamlayamamak
Bir işe başlarsın, birkaç dakika sonra aklına yapman gereken başka bir şey gelir. Mevcut işi bitirmeden diğerine geçer, onun ortasında bir mesajı yanıtlar, ardından daha önce ertelediğin başka bir sorumluluğu hatırlarsın. Bir süre sonra günün büyük bir kısmını farklı işlerle ilgilenerek geçirdiğini fark edersin. Ancak akşam olduğunda, sabah tamamlamayı planladığın işin hâlâ beklediğini görürsün. Üstelik yalnızca o iş değil, gün içinde başladığın başka görevler de yarım kalmıştır.
Böyle bir günün sonunda insanın aklından genellikle benzer düşünceler geçer: Neden hiçbir şeye doğru düzgün odaklanamıyorum? Bütün gün uğraştığım hâlde neden istediğim kadar ilerleyemiyorum? Daha planlı olsam veya kendimi biraz daha zorlasam bunların hepsini tamamlayabilir miydim?
Bu soruların cevaplarını yalnızca disiplin eksikliğinde aramak, yaşanan güçlüğün önemli bir bölümünü gözden kaçırabilir. Çünkü bir işi tamamlamakta zorlanmak her zaman çalışmak istememekle ilgili değildir. Bazen dikkatin çok fazla görev arasında bölünmesi, bazen zorlayıcı bir işe başlamanın yarattığı belirsizlik, bazen de sürekli yeni uyaranlarla karşılaşmak bu döngünün oluşmasına katkıda bulunabilir.
Üstelik bu durumun yorucu tarafı yalnızca işlerin yarım kalması değildir. Bir görevden diğerine geçmek, ne yapacağını yeniden belirlemek, nerede kaldığını hatırlamak ve zihnini tekrar aynı konuya yönlendirmek de çaba gerektirir. Gün boyunca hareket hâlinde olsan bile bu çabanın tamamı, gerçekten ilerlemek istediğin işlere yansımayabilir.
Zamanla kişi, yaptığı işlerin sayısından çok tamamlayamadıklarına odaklanmaya başlayabilir. Gün içinde birçok sorumluluğu yerine getirmiş olsa bile aklında kalanlar, yetişmeyen işler ve yarım bırakılan görevler olur. Bu da bir sonraki güne daha fazla işi yetiştirme isteğiyle başlamasına, fakat çalışma biçimi değişmediğinde benzer bir döngüyü yeniden yaşamasına neden olabilir.
Bir İşten Diğerine Geçmek Bize Ne Sağlıyor?
Bir işi yarıda bırakıp başka bir işle ilgilenmenin her zaman aynı nedeni yoktur. Bazen gerçekten daha acil bir sorumluluk ortaya çıkar. Bazen bir bildirim dikkatimizi dağıtır. Bazen de üzerinde çalıştığımız görev zorlaştığında başka bir işle uğraşmak daha kolay ve rahatlatıcı görünür.
Örneğin bir sunum hazırlaman gerektiğini düşün. Konuyu araştırman, bilgileri düzenlemen ve bunları anlaşılır bir anlatıma dönüştürmen gerekiyor. Ancak nereden başlayacağını bilemediğinde sunum üzerinde çalışmak zorlayıcı gelebilir. Bu sırada e-postalarını kontrol etmek veya masanı düzenlemek çok daha kolay görünür. Üstelik bu işleri yaptığında gerçekten bir şeyleri tamamlamış olursun. Dolayısıyla kendini tamamen boş durmuş gibi hissetmezsin.
Buradaki güçlük, yaptığın diğer işlerin gereksiz olması değildir. Sorun, daha zorlayıcı olan görevin sürekli olarak daha kolay görevlerle yer değiştirmesidir. Böylece gün boyunca meşgul kalabilir, ancak ilerlemek istediğin konuda somut bir aşama kaydedemeyebilirsin.
Bazı görevler hızlı sonuç verirken bazıları uzun süre çaba göstermeyi gerektirir. Kısa sürede tamamlanan bir işi bitirmek, ilerlediğimizi görmemizi sağlar. Buna karşılık uzun bir projede harcadığımız emek hemen görünür bir sonuç vermeyebilir. Bu nedenle kişi farkında olmadan tamamlanması daha kolay işlere yönelebilir.
Bu davranış tekrarlandığında kısa vadede rahatlatıcı görünen tercih, uzun vadede daha fazla baskı yaratabilir. Ertelenen görevler birikmeye başlar, teslim tarihleri yaklaşır ve kişi yetiştiremediği işler nedeniyle kendisini daha fazla zorlamaya çalışır. Artan baskı, zorlayıcı görevleri daha da göz korkutucu hâle getirebilir. Böylece başlangıçta küçük görünen bir dikkat dağılması, zamanla işlerin sürekli yarım kaldığı bir döngüye dönüşebilir.
Her Düşünceyi Hemen Eyleme Dönüştürmek Zorunda Değiliz
Bir işe odaklanmaya çalışırken aklımıza başka sorumlulukların gelmesi oldukça doğaldır. Çalışırken marketten alınacakları hatırlayabilir, yanıtlamamız gereken bir mesajı düşünebilir veya ertesi gün yapacağımız bir görüşmeyi planlamaya başlayabiliriz. Bu düşünceler ortaya çıktığında onları unutmamak için hemen harekete geçme ihtiyacı duyabiliriz.
Ancak bir şeyi hatırlamak, onu o anda yapmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez.
Aklımıza gelen her görevi hemen yerine getirmeye çalıştığımızda mevcut işimizi tekrar tekrar bırakabiliriz. Bunun yerine yapılacakları kısa bir listeye kaydetmek, dikkatimizi mevcut görevde tutmamıza yardımcı olabilir. Böylece hem diğer sorumluluklarımızı unutmamak için bir yöntem geliştirmiş hem de her düşüncenin çalışma düzenimizi değiştirmesini önlemiş oluruz.
Benzer biçimde, telefon bildirimleri ve açık uygulamalar da dikkatin farklı yönlere kaymasına neden olabilir. Bir mesajı kontrol etmek yalnızca birkaç saniye sürse bile sonrasında ne yaptığımızı yeniden hatırlamamız gerekebilir. Özellikle düşünme ve planlama gerektiren işlerde bu geçişler, çalışmanın akışını kesintiye uğratabilir.
Elbette her kesintiyi ortadan kaldırmak mümkün değildir. Günlük yaşamda telefon görüşmeleri, beklenmedik sorumluluklar ve başkalarının talepleri olabilir. Buradaki amaç kesintisiz bir yaşam düzeni kurmak değil, kontrol edebildiğimiz kesintileri azaltmak ve dikkatimizi yeniden toplamak için kendimize alan açmaktır.
Daha Fazla Çabalamak Yerine Nasıl İlerleyebiliriz?
Sürekli bir işten diğerine geçiyorsak ilk adım, kendimizi daha fazla zorlamak değil, bu davranışın hangi durumlarda ortaya çıktığını fark etmek olabilir. Hangi görevlerde dikkatimizi daha kolay kaybediyoruz? Bir işi yarıda bıraktığımızda genellikle ne yapmaya başlıyoruz? Zorlandığımızda mı başka bir işle ilgileniyoruz, yoksa çevremizdeki uyaranlar mı bizi daha sık bölüyor?
Bu sorulara verilen yanıtlar, hangi değişikliklerin işe yarayabileceğini anlamamızı kolaylaştırır.
Öncelikle gün içinde ilerlemek istediğimiz bir veya iki önemli görev belirleyebiliriz. Yapılacaklar listesindeki bütün maddeleri aynı anda tamamlamaya çalışmak yerine, hangi işin öncelikli olduğunu netleştirmek dikkatimizi yönlendirmemize yardımcı olabilir. Bu, diğer sorumlulukları görmezden gelmek anlamına gelmez. Yalnızca günün hangi noktasında neye odaklanacağımızı belirlememizi sağlar.
İkinci olarak, büyük görevleri küçük adımlara ayırabiliriz. Örneğin bir raporu tamamlamak yerine önce başlıklarını oluşturmayı, ardından ilk bölümü yazmayı hedefleyebiliriz. Böylece nereden başlayacağımızı düşünerek zaman kaybetmek yerine doğrudan uygulanabilir bir adım atabiliriz.
Üçüncü olarak, çalışma sırasında aklımıza gelen diğer işleri hemen yapmak yerine not edebiliriz. Bu yöntem özellikle bir şeyi unutacağımızdan endişelendiğimizde işe yarayabilir. Not aldığımız göreve daha sonra geri dönebileceğimizi bilmek, mevcut işimizi sürdürmemizi kolaylaştırabilir.
Son olarak, bir görevden diğerine geçmek zorunda kaldığımızda işe nasıl geri döneceğimizi de planlayabiliriz. Çalışmayı bırakmadan önce nerede kaldığımızı ve sıradaki adımın ne olduğunu kısaca yazmak, yeniden başladığımızda aynı noktaya ulaşmak için harcayacağımız çabayı azaltabilir.
Bu önerilerin amacı her gün kusursuz bir plan uygulamak değildir. Bazen işler planlandığı gibi ilerlemeyebilir ve bazı görevler ertesi güne kalabilir. Önemli olan, her yarım kalan işi kişisel bir başarısızlık olarak değerlendirmek yerine neyin işe yaradığını ve hangi koşullarda zorlandığımızı anlayabilmektir.
Günün Sonunda Yalnızca Yarım Kalanlara Bakmamak
Akşam olduğunda tamamlanamayan işlere odaklanmak kolaydır. Özellikle yapılacaklar listesi uzunsa gün boyunca yapılanları gözden kaçırabiliriz. Ancak yalnızca biten işlerin sayısına bakmak da yeterli değildir. Bazı görevler daha fazla düşünme, karar verme veya hazırlık gerektirebilir. Bu nedenle ilerlemeyi değerlendirirken yalnızca sonuçlara değil, kaydedilen aşamalara da bakmak önemlidir.
Günün sonunda kendimize birkaç soru sorabiliriz: Bugün hangi işte ilerleme kaydettim? Dikkatimi en çok ne böldü? Hangi görevi sürekli erteledim ve bunun nedeni ne olabilir? Yarın çalışma biçimimde değiştirebileceğim küçük bir şey var mı?
Bu sorular, kendimizi suçlamak yerine davranışlarımızı gözlemlememize yardımcı olabilir. Belki de daha fazla zamana değil, daha net bir başlangıç noktasına ihtiyacımız vardır. Belki de aynı anda üstlenmeye çalıştığımız görevlerin sayısını azaltmak veya çalışma sırasında dikkatimizi bölen unsurları düzenlemek daha işlevsel olacaktır.
Dikkati sürdürme ve işleri organize etme güçlüğü uzun süredir devam ediyor, farklı yaşam alanlarını etkiliyor ve günlük sorumlulukları yerine getirmeyi belirgin biçimde zorlaştırıyorsa bu durumun daha ayrıntılı değerlendirilmesi de yararlı olabilir. Çünkü benzer davranışlar farklı nedenlerle ortaya çıkabilir ve yalnızca dışarıdan görülen davranışa bakarak tek bir açıklamaya ulaşmak mümkün değildir.
Gün boyunca sürekli bir şeylerle meşgul olup hiçbir şeyi tamamlayamamak, mutlaka daha fazla çalışmamız gerektiğini göstermez. Bazen asıl ihtiyaç, dikkatimizi hangi durumlarda kaybettiğimizi anlamak, görevlerimizi daha yönetilebilir hâle getirmek ve enerjimizi nereye yönlendirdiğimizi fark etmektir.
Kendimize yalnızca “Bugün ne kadar iş yaptım?” diye sormak yerine “Bugün enerjimi gerçekten ilerlemek istediğim şeylere ne ölçüde yönlendirebildim?” sorusunu da yöneltebiliriz. Çünkü önemli olan her an meşgul olmak değil, çabamızın bizim için anlamlı olan işlerde ilerlememize yardımcı olabilmesidir.
Kategoriler
Bu konuda destek alın
Yazının konusuyla çalışan uzmanları inceleyip online veya yüz yüze randevu alabilirsiniz.


