
Ümit Erdoğan



Ümit Erdoğan


Education
- Bilgi Üniversitesi - Psikoloji - Undergraduate
- İstanbul Rumeli Üniversitesi - Psikoloji (Klinik) - Postgraduate
Specialties
Work Approaches
Session Fees
Blog Posts

Bilişsel Davranışçı Terapi gelecek kaygısını nasıl değerlendirir?
BDT, geleceğe yönelik kaygıyı daha çok bir tehdit değerlendirme sistemi üzerinden ele alır.Genel formül kabaca şöyledir:Belirsizlik → tehdit düşüncesi → kaygı → güvenlik davranışı/kaçınma → kısa süreli rahatlama → uzun vadede kaygının güçlenmesiÖrneğin:Ekonomi kötüleşebilir.düşüncesi:Kesin işimi kaybedeceğim.şeklinde yorumlanabilir.Ardından:İşimi kaybedersem hiçbir şekilde baş edemem.düşüncesi gelir.Böylece iki temel bilişsel hata ortaya çıkar:Tehdidin olasılığını abartmak:Bunun olması neredeyse kesin.Baş etme kapasitesini küçümsemek:Olursa kesinlikle mahvolurum.Sık görülen başka bilişsel örüntüler de vardır: felaketleştirme, zihin okuma, aşırı genelleme, ya olursa? zincirleri ve belirsizliğe tahammülsüzlük.Davranışlar da kaygıyı sürdürebilir. Örneğin kişi sürekli internette araştırma yapar, yakınlarından güvence ister, banka hesabını tekrar tekrar kontrol eder, karar vermeyi erteler veya risk içeren tüm durumları önceden engellemeye çalışır.Bu davranışlar kısa vadede kişiyi rahatlatır. Ancak kişi şu deneyimi yaşayamaz:Belirsizliği tolere edebilirim ve kötü bir şey olsa bile baş edebilirim.BDT müdahaleleri bu nedenle düşünce ve davranış döngüsüne odaklanır.Buna davranışsal deneyler ve belirsizliğe maruz kalma da eklenebilir. Örneğin kişinin küçük kararları uzun uzun araştırmadan vermesi veya güvence aramayı azaltması istenebilir.BDT'nin hedefi çoğu zaman geleceği kesinleştirmek değil, belirsizliğin felaket olmadığına dair yeni öğrenme oluşturmaktır.

Neden duygusal olarak ulaşılması zor kişileri seçiyorum?
Tanıdıklık: Çocuklukta sevgi, ilgi veya duygusal yakınlık tutarsızsa, erişilmesi zor biri bilinçdışı olarak tanıdık gelebilir. Tanıdık olan, her zaman iyi olduğu için değil, bilindik olduğu için çekici olabilir.Ulaşılması zor kişinin sonunda seni seçmesi, Artık yeterince değerliyim duygusunu sağlayabilir. Böylece ilişki, sevgi ilişkisinden biraz değerini kanıtlama mücadelesine dönüşebilir. o kişinin ilgisini çekme çabası kişinin kendisini daha değerli hissettirir. Kurtarıcı/kovalayan rolü: Sen yakınlaşmaya çalışırken karşı taraf geri çekiliyorsa, sen daha fazla yatırım yapıyor olabilirsin. Böylece ilişki içinde: ben yaklaşırım, o kaçar şeklinde tamamlayıcı bir döngü oluşur.Savunma işlevi: Paradoksal olarak, ulaşılması zor birini seçmek kendi yakınlık korkunu da koruyabilir. Çünkü karşı taraf zaten mesafeliyse, senin de gerçekten tamamen açılman hiç gerçekleşmeyebilir.öyleyse şu soruyu kendinize sormak önemli olabilir: Bu kişinin bana yaklaşmasını neden bu kadar önemli buluyorum ve yaklaşmaması bende hangi eski duyguyu uyandırıyor?

Kaygı, zihnimize ve bedenimize ne yapar?
Bedende ne olur?Sempatik sinir sistemi, yani savaş–kaç–don tepkisi etkinleşir:Kalp daha hızlı çarpar, tansiyon yükselebilir.Solunum hızlanır ve yüzeyselleşir; nefes yetmiyormuş gibi hissedilebilir.Terleme, titreme, baş dönmesi, ağız kuruluğu gelişebilir.Kaslar gerilir; özellikle çene, boyun, omuz ve göğüs bölgesinde ağrı olabilir.Sindirim yavaşlayabilir; bulantı, karın ağrısı, ishal veya tuvalet ihtiyacı oluşabilir.Uyku bozulabilir ve kişi huzursuzlaşabilir. Bu belirtiler bedenin hızlı hareket etmeye hazırlanmasının sonucudur. Ancak ortada fiziksel bir tehlike olmadığında, kişi bu enerjiyi “boşaltamaz” ve yaşanan duyumlar korkutucu hale gelebilir.Zihinde ne olur?Dikkat daralır ve zihin tehlike aramaya başlar:“Ya kötü bir şey olursa?” düşünceleri artar.En olumsuz ihtimaller daha gerçekçi görünür.Konsantrasyon, karar verme ve hatırlama zorlaşabilir.Zihin boşalmış gibi hissedilebilir.Kişi bedensel duyumlarını sürekli kontrol edebilir.Kaçınma, erteleme, güvence arama veya kontrol etme davranışları artabilir. Böylece bir kaygı döngüsü oluşabilir:Tehdit düşüncesi →artan bedensel uyaranlar → belirtileri tehlikeli yorumlama → daha fazla kaygı.Psikodinamik açıdanKaygı bazen zihnin kabul etmekte zorlandığı bir duygu, arzu, öfke, suçluluk, ayrılık korkusu veya iç çatışma yaklaşırken ortaya çıkan bir içsel huzursuzluk halidir. Ego bu kaygıyı azaltmak için bastırma, kaçınma, yansıtma, entelektüelleştirme ya da kontrol etme gibi bilinçdışı savunma mekanizmalarına başvurabilir.Kaygı orta düzeydeyse kişi duygusunu düşünüp anlamlandırabilir. Çok yükselirse düşünme kapasitesi azalır; kişi daha ilkel savunmalara, bedenselleştirmeye veya dürtüsel tepkilere yönelebilir.Ani ve yeni başlayan göğüs ağrısı, bayılma, belirgin nefes darlığı ya da alışılmadık fiziksel belirtiler yalnızca kaygıya bağlanmamalı; tıbbi değerlendirme gerekebilir. Düzenli kaygı günlük yaşamı, uykuyu veya işlevselliği bozuyorsa profesyonel destek alınması önerilir.