avatar

Başak Gündeş

Klinik Psikolog
Üsküdar Üniversitesi - Psikoloji (Klinik) - Postgraduate
ÇevrimiçiOnline Görüşme
KadıköyPhysical Seans
458Görüntülenme
Randevu Al
Yükleniyor...
Terapistin bu gün için uygun seansı yok!

Blog Posts

İlişkinizde Sorun Var: Çift Terapisi mi, Bireysel Terapi mi? Karar Vermenizi Kolaylaştıracak 4 İşaret

İlişkinizde bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyor olabilirsiniz. Sürekli aynı konularda tartışıyor, kendinizi anlaşılmamış hissediyor ya da ilişkinizde neden mutsuz olduğunuzu tam olarak çözemiyor olabilirsiniz.Böyle bir noktada profesyonel destek almayı düşündüğünüzde aklınıza şu soru gelebilir:Çift terapisi mi, bireysel terapi mi?Aslında ilişkide yaşadığımız her sorun ilişkinin kendisinden kaynaklanmaz. Bazen problem iki kişi arasındaki etkileşimde ortaya çıkar; bazen de kendi geçmişimizden, duygularımızdan ve ilişki örüntülerimizden getirdiğimiz güçlükler ilişkinin içinde görünür hale gelir.Peki aradaki farkı nasıl anlayabilirsiniz?1. Aynı sorunları konuşuyor ama bir türlü çözemiyor musunuz?Tartışmalarınız sürekli aynı noktaya dönüyor, birbirinizi anlamakta zorlanıyor veya konuşmaya çalıştıkça daha fazla uzaklaşıyorsanız sorun ilişkinin içinde oluşan bir döngüyle ilgili olabilir.İletişim problemleri, tekrarlayan çatışmalar, güven sorunları veya aldatma sonrasında yaşanan güçlükler gibi konularda çift terapisi, iki kişinin arasındaki etkileşimi birlikte ele almak açısından daha uygun olabilir.2. Benzer sorunları farklı ilişkilerinizde de yaşadınız mı?Partnerler değişmesine rağmen kendinizi ilişkilerinizde tekrar tekrar değersiz, terk edilecekmiş gibi ya da güvensiz hissediyor musunuz?Belki sürekli fazla fedakârlık yapıyor, ihtiyaçlarınızı geri plana atıyor ya da yakınlık arttığında kendinizi geri çekiyorsunuz.Benzer örüntüler farklı ilişkilerinizde de tekrar ediyorsa, yaşadığınız güçlüğün bir kısmı kendi ilişki örüntülerinizle bağlantılı olabilir. Bu durumda bireysel terapi, bu tekrarların nereden geldiğini anlamanıza yardımcı olabilir.3. Yaşadığınız güçlük yalnızca ilişkinizde mi ortaya çıkıyor?Kaygı, değersizlik, güvensizlik veya yoğun duygusal zorlanmalar yalnızca partnerinizle ilişkinizde değil; arkadaşlıklarınızda, iş hayatınızda ya da kendinizle kurduğunuz ilişkide de karşınıza çıkıyorsa, bireysel olarak ele alınması gereken bir alan olabilir.Çünkü bazen ilişkide görünür hale gelen bir problem, aslında daha geniş bir içsel güçlüğün yalnızca bir parçasıdır.4. Şu anda hangi sorunun cevabını arıyorsunuz?Kendinize şu iki soruyu sorun:“Biz neden sürekli aynı döngünün içine giriyoruz?”yoksa“Ben neden ilişkilerimde sürekli böyle hissediyorum ya da davranıyorum?”İlk soru daha çok ilişkinin dinamiğini ve iki kişi arasındaki etkileşimi anlamayı gerektirirken; ikinci soru kendi duygularınızı, ihtiyaçlarınızı ve ilişki örüntülerinizi keşfetmeye işaret edebilir.Peki hangisini seçmelisiniz?Her ilişki ve her birey farklıdır. Bu nedenle çift terapisi ve bireysel terapi arasında her zaman kesin bir sınır çizmek mümkün değildir. Bazı durumlarda iki süreç farklı zamanlarda ya da birbirini destekleyecek biçimde de ilerleyebilir.Önemli olan yalnızca “Hangi terapi doğru?” sorusunu sormak değil;“Şu anda anlamaya ve değiştirmeye ihtiyaç duyduğum şey ne?” sorusuna yaklaşabilmektir.Çünkü ilişkiyi anlamanın yolu iki kişiye birlikte bakmaktan, bazen de önce kendimize dönmekten geçer.

Genel
Başak Gündeş

Ruh Sağlığını Korumak, Tedavi Etmekten Daha Kolay Olabilir

Ruh Sağlığını Korumak, Tedavi Etmekten Daha Kolay OlabilirBirçok kişi terapiye ancak artık dayanamadığında gitmesi gerektiğini düşünüyor. Yoğun kaygılar başladığında, ilişkiler çıkmaza girdiğinde ya da günlük hayatı sürdürmek zorlaştığında profesyonel destek arıyoruz.Oysa fiziksel sağlığımız söz konusu olduğunda çok farklı davranıyoruz. Hasta olmayı beklemeden spor yapıyor, sağlıklı besleniyor, düzenli kontrollerimizi yaptırıyoruz. Çünkü amacımız yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; mümkün olduğunca ortaya çıkmalarını önlemek.Peki, neden aynı yaklaşımı ruh sağlığımız için de benimsemeyelim?Psikolojik dayanıklılık doğuştan gelen bir özellik değildir“Ben güçlü bir insanım, bana bir şey olmaz.” diye düşünmek kulağa güven verici gelebilir. Ancak hayatın getirdiği kayıplar, belirsizlikler, sağlık sorunları, ilişkilerde yaşanan zorluklar ya da iş stresi hepimizi farklı dönemlerde zorlayabilir.Psikolojik dayanıklılık, yalnızca kriz anlarında ortaya çıkan bir özellik değildir. Tıpkı kaslarımız gibi zamanla güçlenebilir, desteklenebilir ve geliştirilebilir.Ruh sağlığını korumak günlük alışkanlıklarla başlarPsikolojik dayanıklılığı artıran tek bir mucize yöntem yoktur. Ancak araştırmalar, bazı alışkanlıkların ruh sağlığımız üzerinde güçlü bir koruyucu etkisi olduğunu gösteriyor.Bunlardan ilki, düşüncelerimize daha esnek yaklaşabilmektir. Her olumsuz düşünceyi mutlak gerçek olarak kabul etmek yerine farklı ihtimalleri görebilmek, stres karşısında daha dayanıklı olmamızı sağlar.Bir diğeri ise sağlıklı ilişkiler kurabilmektir. Duygularımızı paylaşabildiğimiz, destek alabildiğimiz ve kendimiz gibi olabildiğimiz ilişkiler psikolojik sağlamlığın en önemli kaynaklarından biridir.Son olarak, umut, şükran ve hayranlık gibi olumlu duygulara hayatımızda daha fazla yer açmak da sandığımızdan çok daha güçlü bir etki yaratabilir. Bu duygular yalnızca kendimizi iyi hissettirmez; olaylara daha geniş bir perspektiften bakabilmemize de yardımcı olur.Terapi yalnızca krizleri çözmek için değildirToplumda terapi hâlâ çoğu zaman “çok kötü hissettiğinde gidilen bir yer” olarak görülüyor. Oysa terapi, yalnızca yaşanan sorunları çözmeye değil; kişinin kendini tanımasına, psikolojik dayanıklılığını geliştirmesine ve gelecekte karşılaşabileceği zorluklara daha hazırlıklı olmasına da katkı sağlayabilir.Bazen terapi, hayatımızda hiçbir şey dağılmadan önce kendimize yaptığımız en değerli yatırımlardan biridir.Ruh sağlığımız da tıpkı bedenimiz gibi düzenli bakım ister. Çünkü psikolojik dayanıklılık, kriz anında değil; kriz gelmeden önce inşa edilir.

Psikoloji
Başak Gündeş