Ruh Sağlığını Korumak, Tedavi Etmekten Daha Kolay Olabilir
Ruh Sağlığını Korumak, Tedavi Etmekten Daha Kolay Olabilir
Birçok kişi terapiye ancak artık dayanamadığında gitmesi gerektiğini düşünüyor. Yoğun kaygılar başladığında, ilişkiler çıkmaza girdiğinde ya da günlük hayatı sürdürmek zorlaştığında profesyonel destek arıyoruz.
Oysa fiziksel sağlığımız söz konusu olduğunda çok farklı davranıyoruz. Hasta olmayı beklemeden spor yapıyor, sağlıklı besleniyor, düzenli kontrollerimizi yaptırıyoruz. Çünkü amacımız yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; mümkün olduğunca ortaya çıkmalarını önlemek.
Peki, neden aynı yaklaşımı ruh sağlığımız için de benimsemeyelim?
Psikolojik dayanıklılık doğuştan gelen bir özellik değildir
“Ben güçlü bir insanım, bana bir şey olmaz.” diye düşünmek kulağa güven verici gelebilir. Ancak hayatın getirdiği kayıplar, belirsizlikler, sağlık sorunları, ilişkilerde yaşanan zorluklar ya da iş stresi hepimizi farklı dönemlerde zorlayabilir.
Psikolojik dayanıklılık, yalnızca kriz anlarında ortaya çıkan bir özellik değildir. Tıpkı kaslarımız gibi zamanla güçlenebilir, desteklenebilir ve geliştirilebilir.
Ruh sağlığını korumak günlük alışkanlıklarla başlar
Psikolojik dayanıklılığı artıran tek bir mucize yöntem yoktur. Ancak araştırmalar, bazı alışkanlıkların ruh sağlığımız üzerinde güçlü bir koruyucu etkisi olduğunu gösteriyor.
Bunlardan ilki, düşüncelerimize daha esnek yaklaşabilmektir. Her olumsuz düşünceyi mutlak gerçek olarak kabul etmek yerine farklı ihtimalleri görebilmek, stres karşısında daha dayanıklı olmamızı sağlar.
Bir diğeri ise sağlıklı ilişkiler kurabilmektir. Duygularımızı paylaşabildiğimiz, destek alabildiğimiz ve kendimiz gibi olabildiğimiz ilişkiler psikolojik sağlamlığın en önemli kaynaklarından biridir.
Son olarak, umut, şükran ve hayranlık gibi olumlu duygulara hayatımızda daha fazla yer açmak da sandığımızdan çok daha güçlü bir etki yaratabilir. Bu duygular yalnızca kendimizi iyi hissettirmez; olaylara daha geniş bir perspektiften bakabilmemize de yardımcı olur.
Terapi yalnızca krizleri çözmek için değildir
Toplumda terapi hâlâ çoğu zaman “çok kötü hissettiğinde gidilen bir yer” olarak görülüyor. Oysa terapi, yalnızca yaşanan sorunları çözmeye değil; kişinin kendini tanımasına, psikolojik dayanıklılığını geliştirmesine ve gelecekte karşılaşabileceği zorluklara daha hazırlıklı olmasına da katkı sağlayabilir.
Bazen terapi, hayatımızda hiçbir şey dağılmadan önce kendimize yaptığımız en değerli yatırımlardan biridir.
Ruh sağlığımız da tıpkı bedenimiz gibi düzenli bakım ister. Çünkü psikolojik dayanıklılık, kriz anında değil; kriz gelmeden önce inşa edilir.
Kategoriler
Bu konuda destek alın
Yazının konusuyla çalışan uzmanları inceleyip online veya yüz yüze randevu alabilirsiniz.


