Beni Uyutmayan Şey Güçlendirir

Deniz Beren Kılıçlı
Psikoloji
24 Görüntülenme
Beni Uyutmayan Şey Güçlendirir

Beni Uyutmayan Şey Güçlendirir

Zihnimiz, canımızı en çok yakan anıları bir türlü raftan indirmek istemez. Gündüz koşturmacasında unuttuğumuzu sandığımız, gece yastığa başımızı koyduğumuzda ise tavan arasında yankılanan o ses, o insan, o kapanmamış parantez... Yıllar önce çıkılan bir yolun ortasında bırakılan yaralar, aynı döngüde dönüp duran o kronik yorgunluk.

İlk refleksimiz hep aynıdır: “Beni bu kadar üzen, uykularımı bölen, hayatımı daraltan bu şeyden bir an önce kurtulmalıyım.” Çünkü acı çekerken insan, o acının kurbanı gibi hisseder. Peki ya madalyonun diğer yüzünde, o bizi acıtan şeyin görünmez bir mimarlıkla bizi ayakta tutma biçimi varsa? Nietzsche’nin o meşhur cümlesi dimağımıza kazınmıştır: "Beni öldürmeyen şey güçlendirir."

Ancak ruhsal pratiklerimizde ve klinik odasında gördüğümüz bir gerçek var ki; her acı bizi kendiliğinden güçlendirmez. Aksine, işlenmemiş, aynı döngüde dönüp duran acı tüketir, aşındırır ve zihinsel enerjimizi sömürür. O halde bizi gerçekten güçlendiren şey acının kendisi midir, yoksa o acıya rağmen her sabah yeniden ayağa kalkma cesaretimiz mi?

Kronik Döngülerin Anatomisi: Neden Unutamayız?

İnsan zihni yarım kalmış hikayeleri sevmez. Psikolojide Zeigarnik Etkisi olarak bilinen durum tam da budur: Tamamlanmamış, çözüme ulaşmamış olaylar, tamamlananlara kıyasla hafızamızda çok daha canlı bir şekilde yer eder. Gece uyurken zihnimize takılan o döngü, beynimizin o konuyu hala "tehlikeli" veya "çözülmemiş" olarak etiketlemesinden kaynaklanır.

Bizi üzen, hayatımızda kronik bir stres faktörü yaratan o olaylar veya kişiler, aslında egonun çözmeye çalıştığı birer kördüğüm gibidir. Onları unutamayız, çünkü bilinçdışımız bize şunu fısıldar: "Eğer bunu unutursan, bir daha savunmasız kalırsın." Böylece anıları zihnimizde canlı tutarak kendimizi koruduğumuzu zannederiz. Oysa o anıyı sürekli tazelemek, o acıyı her gece yeniden taze demlenmiş bir çay gibi içmekten başka bir işe yaramaz.

Acı Gerçekten Güçlendirir mi?

Post-travmatik büyüme (travma sonrası gelişme) kavramı, bireylerin çok zorlayıcı, yıkıcı ve acı verici yaşam olaylarıyla başa çıktıktan sonra psikolojik olarak daha olgun, dirençli ve farkındalıklı bir yere evrilebildiğini gösterir. Ancak burada kritik bir ayrım vardır: Bizi güçlendiren şey acının kendisinin yarattığı tahribat değil, o acının bende açtığı alanda ne yaptığımızdır.

Sürekli aynı toksik döngüde kalan, aynı tip ilişki dinamiklerinde hırpalanan ya da geçmişin hayaletiyle bugünü boğan biri için acı bir güç kaynağı değildir; aksine görünmez bir prangadır. Güç, ancak o acı anlamlandırıldığında başlar.

 Farkındalık ve Sınır Koyma: Beni üzen o faktör, aslında bana hayatımda nerede sınır koyamadığımı, hangi yarım kalmış çocukluk meselelerimi başkaları üzerinden telafi etmeye çalıştığımı gösteren bir aynadır. O aynaya bakma cesareti gösterdiğimiz an, acı birer pranga olmaktan çıkıp bir pusulaya dönüşür.

 Duygusal Dayanıklılık (Resilience): Fırtınada kökleri sökülmeyen ağaç, rüzgarın şiddetiyle değil, o rüzgara direnirken köklerini toprağın daha derinine salmasıyla güçlenir. Bizi güçlü kılan, maruz kaldığımız fırtınanın sertliği değil; fırtına dindiğinde toprağımıza tutunma biçimimizdir.

Gece Zihne Takılanlar: Vedalaşma Zamanı

Gecenin bir yarısı uykudan uyandıran o düşüncelerle savaşmak yerine onlara kulak vermek gerekir. Bizi üzen şey belki de bize şunu söylüyor: "Benimle olan hesabını hala kapatmadın. Kendi değerini başkasının sana bıraktığı yerden ölçmeye devam ettiğin sürece bu döngüden çıkamazsın."

Beni unutamayan o şey, belki de benim kendimden vazgeçmediğim yerin ta kendisidir. Onu zihnimde büyük bir canavar haline getiren ben olduğum gibi, o gücü elinden alacak olan da yine benim.

Çünkü gerçek güç, acıyı hissetmemek veya unutmak değildir. Gerçek güç, canının ne kadar yandığını bilirken bile kendi yolundan şaşmamak, aynı döngüye her çekildiğinde durup "Ben burada neyi tekrarlıyorum?" diye sorma olgunluğuna erişmektir.

Bizi acı değil; o acıyı dönüştürme irademiz güçlendirir. Ve bazen en büyük güç, artık o anıyı beslememeye karar verdiğimiz o sessiz sabah başlar.

Kaynakça

 Nietzsche, Friedrich. Böyle Buyurdu Zerdüşt. Çev. Mustafa Tüzel. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2010.

 Yalom, Irvin D. Nietzsche Ağladığında. Çev. Aytutulur Aytuğ. İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2001.

 Schopenhauer, Arthur. Yaşamın Bilgeliği Üzerine Aforizmalar. Çev. Mustafa Tüzel. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2015.

 Tedeschi, Richard G., ve Lawrence G. Calhoun. "Posttraumatic Growth: Conceptual Foundations and Empirical Evidence." Psychological Inquiry, cilt 15, no. 1, 2004, s. 1–18.

 Zeigarnik, Bluma. "Das Behalten erledigter und unerledigter Handlungen." Psychologische Forschungen, cilt 9, 1927, s. 1–85.

Psikoloji
Nietzsche
Uyku problemleri
BDT
Sema terapi

Kategoriler

Bu konuda destek alın

Yazının konusuyla çalışan uzmanları inceleyip online veya yüz yüze randevu alabilirsiniz.