avatar

Sinem Yahyaoğlu

5.0 / 5
Uzman Psikolog
Özyeğin Üniversitesi - Psikoloji (Uygulamalı) - Postgraduate
Verified Professional2+ years on Planda100+ clients1000+ completed sessions1+ reviews1+ blog postsPopular Author (1000+ reads)
GöztepePhysical Seans
ÇevrimiçiOnline Görüşme
378Görüntülenme
Randevu Al
Yükleniyor...
Terapistin bu gün için uygun seansı yok!

Blog Posts

Ailede Sağlıklı Sınırlar: Sınır İhlalini Tanıma ve Korunma Rehberi

Sevgi Sınır Tanımaz mı, Yoksa Sınırlarla mı Güzelleşir?Aile, hayat boyu yaslandığımız en güçlü ağaçtır; ancak bu ağacın dalları bazen nefes almamızı zorlaştıracak kadar üzerimize gelebilir. Aile içinde sınır ihlali, bireyin fiziksel, duygusal veya zihinsel alanına rızası dışında yapılan her türlü müdahaleyi kapsar. Genellikle "iyiliğin için" denilerek yapılan bu davranışlar, fark edilmediğinde bireyin özgüvenini ve bağımsızlığını zedeleyebilir. Bu yazıda, aile içindeki görünmez duvarların nerede bittiğini, sınır ihlallerini nasıl fark edebileceğimizi ve bu süreçte kendimizi nasıl koruyabileceğimizi özetliyoruz. Sağlıklı bir aile yapısı, birbirine karışmak değil, birbirine alan açmakla mümkündür.1. "Hayır" Demek Suçluluk Hissettiriyorsaimage.png 342.69 KBEğer ailenizden gelen bir talebe "hayır" cevabı verdiğinizde kendinizi "kötü bir evlat" veya "vefasız" hissediyorsanız, burada ciddi bir sınır problemi olabilir. Sağlıklı bir ilişkide, bir bireyin sınırlarına ve "hayır"larına saygı duyulur. Eğer seçimleriniz suçluluk duygusuyla manipüle ediliyorsa, duygusal sınırlarınızın ihlal edildiği bir döngünün içindesiniz demektir.2. Fiziksel Mahremiyetin İhlaliimage.png 395.34 KBFiziksel sınırlar, en temel insan haklarından biridir. Odanıza kapı çalınmadan girilmesi, telefonunuzun veya özel eşyalarınızın kontrol edilmesi, mektuplarınızın okunması birer sevgi göstergesi değildir. Her bireyin, en yakınlarıyla bile paylaşmak istemediği kendine ait özel bir alanı olma hakkı saklıdır. Bu alanın ihlali, bireyin mahremiyet duygusunu zayıflatır.3. Kararlarınıza Sürekli Müdahale Edilmesiimage.png 420.52 KBHangi mesleği seçeceğinizden kiminle görüşeceğinize, harcamalarınızdan günlük programınıza kadar her şeyin aile üyeleri tarafından belirlenmeye çalışılması, bireysel sınırların aşılmasıdır. Aile rehberlik edebilir ve fikir verebilir; ancak son kararın size ait olmadığı her senaryo, bağımsızlığınızın önüne set çeken bir sınır ihlalidir.4. Duygusal Manipülasyon ve Sorumluluk Yüklemeimage.png 367.62 KB"Biz senin için her şeyi yaptık" gibi cümlelerle borçlu hissettirilmek veya ailenin mutluluğunun tamamen sizin davranışlarınıza endekslenmesi, ağır bir duygusal yük oluşturur. Başkalarının (aileniz bile olsa) duygularının sorumluluğunu tamamen üstlenmek, kendi duygusal sınırlarınızı yok saymanıza neden olur.Değişim İçin İlk Adım: Psikolojik Destek Bu Soruna Nasıl İyi Gelir?image.png 316.44 KBYıllarca süregelen aile dinamiklerini değiştirmek ve sınır çizmeye başlamak başlangıçta korkutucu ve zorlayıcı olabilir. Bu noktada profesyonel bir psikolojik destek almak, size güvenli bir alan sunar. Bir uzman eşliğinde, kendi ihtiyaçlarınızı tanımlamayı, suçluluk hissetmeden "hayır" diyebilmeyi ve sağlıklı iletişim becerilerini geliştirmeyi öğrenebilirsiniz. Psikoterapi, geçmişten gelen travmatik bağları fark etmenizi sağlayarak, ailenizle olan ilişkinizi koparmadan ama kendinizi de kaybetmeden yeni bir denge kurmanıza yardımcı olur. Unutmayın, sınır çizmek bir kopuş değil, daha sağlıklı bir bağ kurma girişimidir.

Çift & Aile
Sinem Yahyaoğlu

Kırılan Güveni Onarmak: Aldatma Sonrası Çift Terapisi Süreci ve İyileşme Aşamaları

Aldatma, bir ilişkinin yaşayabileceği en ağır duygusal depremlerden biridir ve yarattığı enkazı tek başına kaldırmaya çalışmak taraflar için yıpratıcı olabilir. Aldatma sonrası çift terapisi süreci, bu travmatik dönemi sağlıklı bir şekilde yönetmek, sarsılan güveni tuğla tuğla yeniden örmek ve ilişkinin geleceğine dair en doğru kararı verebilmek için profesyonel bir yol haritası sunar. Bu yazıda, kriz anından iyileşme evresine kadar terapinin sunduğu aşamaları ve bu zorlu yolculukta duygusal dengenizi nasıl koruyabileceğinizi samimi bir bakış açısıyla ele alıyoruz.Kriz Yönetimi: Duygusal Kaosu Durdurmakimage.png 386.17 KBAldatmanın ortaya çıktığı ilk dönem, genellikle yoğun öfke, hayal kırıklığı ve derin bir belirsizlik dalgasıyla karakterizedir. Terapinin ilk ve en kritik görevi, bu duygusal fırtınanın içinde güvenli bir liman oluşturmaktır.Duygusal Güvenlik Alanı: Terapi odası, tarafların birbirine zarar vermeden en ağır duygularını bile dürüstçe dökebileceği tarafsız bir alandır.İletişimi Korumak: Şok etkisiyle kopma noktasına gelen iletişimin tamamen kopmasını engelleyerek, yıkıcı tartışmalar yerine anlamaya odaklanan bir zemin hazırlar.Anlık Tepkileri Yönetmek: Terapist, bu evrede çiftlerin fevri ve sonradan pişman olunabilecek kararlar vermesini önleyerek, mantıklı düşünme sürecine geçişi kolaylaştırır.Radikal Dürüstlük ve Anlamlandırma Süreciimage.png 386.58 KBİyileşme, ancak gerçekler üzerine inşa edilebilir. Bu aşamada, aldatılan tarafın zihnini kemiren "neden?" ve "nasıl?" gibi sorular, terapistin gözetiminde ele alınır.Bu süreçte amaç, aldatan tarafın eylemini meşrulaştırmak değil; ilişkinin dinamiklerini, eksik kalan noktaları ve bu eyleme zemin hazırlayan süreçleri anlamaktır. Soruların dürüstçe yanıtlanması, belirsizliğin yarattığı kaygıyı azaltır. Terapist, bu soruların bir dedektif sorgusuna dönüşmesini engelleyerek, her iki tarafın da iç dünyasını anlamasına yardımcı olan bir köprü kurar.Güvenin Yeniden İnşası: Tutarlılık ve Şeffaflıkimage.png 403 KBGüven bir kez zedelendiğinde, onu geri kazanmak kelimelerden çok eylemlere dayanır. Terapi sürecinin en uzun ve sabır isteyen kısmı budur.Tam Şeffaflık Dönemi: Aldatan eşin, partnerinin güvenini tekrar kazanmak adına hayatında tam bir şeffaflık sağlaması (konum, telefon, sosyal medya vb. konularda açık olması) desteklenir.Tetikleyicilerle Baş Etmek: Günlük hayatta aldatma olayını hatırlatan durumlar karşısında nasıl tepki verileceği ve aldatılan eşin yaşadığı ani kaygı krizleriyle nasıl başa çıkılacağı üzerine çalışılır.Küçük Adımlar: Güven, verilen sözlerin tutarlı bir şekilde tutulmasıyla zamanla yeniden gelişir. Terapist, bu sabır yolculuğunda çiftlere rehberlik eder.Yeni Bir İlişki Vizyonu Oluşturmakimage.png 411.07 KBTerapinin nihai hedefi sadece yaraları sarmak değil, yaşanılan bu krizden dersler çıkararak daha dayanıklı bir ilişki inşa etmektir. "Eski ilişki" geride kalmış olabilir; ancak terapide kazanılan iletişim becerileriyle "yeni bir biz" tanımı yapılabilir. Bu aşamada affetme süreci üzerinde durulur. Affetmek, yapılanı unutmak veya onaylamak değil, o acının geleceğinizi hapsetmesine izin vermemeyi seçmektir.Psikolojik Destek Bu Sürece Nasıl İyi Gelir?image.png 410.02 KBAldatma sonrası profesyonel psikolojik destek almak, sadece ilişkiyi kurtarmak için değil, bireylerin kendi ruh sağlığını korumak için de hayati bir önem taşır. Uzman bir terapist, yaşanan travmanın kişisel değer algınızı zedelemesini önler ve size olaylara dışarıdan, objektif bir gözle bakma yetisi kazandırır. Terapi süreci, suçluluk ve utanç gibi yıkıcı duyguların sağlıklı bir şekilde işlenmesini sağlayarak, tarafların birbirlerini "canavar" veya "kurban" olarak görmekten çıkıp, insani hataları ve ihtiyaçları olan bireyler olarak algılamasına yardımcı olur. Bu destek sayesinde, ilişkinin devam edip etmeyeceğinden bağımsız olarak, bireyler kendi iç huzurlarını bulabilir ve geleceğe dair daha sağlıklı, farkındalığı yüksek kararlar alabilirler.

Çift Danışmanlığı
Sinem Yahyaoğlu

İlişkide Aşırı Bağımlılık mı, Sağlıklı Bağlılık mı? Farkı Anlayın ve Özgürleşin

Pek çoğumuzun ilişkilerde aradığı o sıcak, güvenli ve huzurlu liman... Sevdiğimizle hayatı paylaşmak, her anını beraber geçirmek istemek harika bir duygu, değil mi? Ama bazen bu güzel istek, farkında olmadan bir "bağımlılığa" dönüşebiliyor. Sağlıklı bir ilişkide bağlılık, karşılıklı güven ve desteğe dayanırken, aşırı bağımlılık, kendini kaybetmeye ve karşı tarafa aşırı muhtaç hissetmeye yol açabiliyor. Bu yazımızda, kalbimizi ısıtan bu iki kavram arasındaki o ince ama kritik farkı inceleyecek; ilişkinizin sağlığını sorgulamanıza ve daha mutlu, özgür bir birliktelik inşa etmenize yardımcı olacağız. Unutmayın, bu bir yargılama değil, kendinizi ve ilişkinizi daha iyi anlama yolculuğu!Sağlıklı Bağlılık: Sevgi ve Özgürlüğün Dansıimage.png 417.99 KBSağlıklı bir ilişki, iki ayrı bireyin kendi ayakları üzerinde durabildiği, ancak hayatlarını birleştirmeyi seçtikleri bir ortaklıktır. Bu, karşılıklı saygı ve güven üzerine kuruludur.Sağlıklı bağlılıkta şu özellikler öne çıkar:Destekleyici bir güçtür: Partneriniz sizin için bir amigo gibidir; hayallerinizi destekler, zor zamanlarınızda yanınızda olur, ancak sizin yerinize yaşamaz.Bireyselliğe alan açar: İlişki içindeyken bile kendi hobilerinizi, arkadaşlarınızı ve kişisel zamanınızı koruyabilirsiniz. Partnerinizden ayrı geçirdiğiniz zaman sizi korkutmaz, tam aksine bu zamanın değerini bilirsiniz.Açık ve dürüst iletişim: Duygularınızı, ihtiyaçlarınızı ve sınırlarınızı rahatça ifade edebilirsiniz. Tartışmalar bir "kazanma/kaybetme" mücadelesi değil, çözüm odaklı konuşmalardır.Dengeli bir alışveriş: Sevgiyi, zamanı ve ilgiyi karşılıklı olarak, doğal bir akış içinde paylaşırsınız. Biri sürekli veren, diğeri alan konumunda değildir.Kendi ilgi alanlarınıza ve bireysel gelişiminize zaman ayırarak, partnerinize olan sevginizi daha sağlıklı ve dengeli bir şekilde yaşayabilirsiniz.Aşırı Bağımlılık: Kendini Kaybetme Riskiimage.png 356.04 KBAşırı bağımlılık ise genellikle fark edilmeden, sevgi maskesi takarak başlar. Bu durumda bir taraf (ya da her iki taraf), mutluluğunu, huzurunu ve hatta kimliğini partnerine endeksler.Aşırı bağımlılığın bazı belirtileri şunlardır:Onsuz yaşayamayacağını hissetmek: Partnerinizin varlığı sizin için bir "tercih" değil, bir "ihtiyaç" haline gelmiştir. Onsuz olduğunuzda yoğun bir kaygı ve boşluk hissi yaşarsınız.Sürekli onay ve ilgi arayışı: Değerinizi sadece partnerinizin size gösterdiği ilgi ve sevgiyle ölçersiniz. Kendi içsel değerinizi unuttuğunuz için sürekli bir doğrulama ihtiyacı duyarsınız.Kendini ihmal etme: Kendi ihtiyaçlarınızı, hayallerinizi, hatta arkadaşlarınızı ve ailenizi partneriniz için feda edebilirsiniz. İlişki hayatınızın merkezi değil, hayatınızın ta kendisi olmuştur.Korku temelli kararlar: Kaybetme korkusu o kadar yoğundur ki, partnerinizi mutlu etmek için kendi sınırlarınızı çiğnersiniz. Hayır demek sizin için çok dürüst ve zordur.Unutmayın, bu duyguları hissetmeniz sizin kötü biri olduğunuzu değil, sadece ilişkinizde dengesizlik olduğunu gösterir. Ve en önemlisi, bu durum değişebilir!İlişkinizdeki Dengeyi Nasıl Sağlarsınız ve Neden Profesyonel Destek Almalısınız?image.png 404.87 KBİlişkinizde aşırı bağımlılık belirtileri fark ettiyseniz, paniklemeyin! Bu, daha sağlıklı bir ilişki kurma yolunda atılmış ilk ve en önemli adımdır.İşte dengeyi sağlamak için atabileceğiniz bazı adımlar ve psikolojik desteğin neden önemli olduğu:Farkındalık geliştirin: Kendi duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı gözlemleyin. Hangi anlarda daha çok kaygı duyuyorsunuz? Partnerinize olan sevginiz mi, yoksa kaybetme korkunuz mu sizi yönlendiriyor?Kendi hayatınıza zaman ayırın: Hobilerinize geri dönün, arkadaşlarınızla görüşün, sadece kendinizle kalın. Kendinizi mutlu etmenin yollarını keşfedin. Kendi planlarınızı ve zaman yönetiminizi önceliklendirerek, kendinize olan odağınızı artırabilir ve bireysel mutluluğunuzu güçlendirebilirsiniz.Sınırlarınızı belirleyin: Neleri tolere edip neleri edemeyeceğinizi netleştirin. Kendinize hayır demeyi öğretmek, partnerinize evet demenin daha değerli olmasını sağlar.İletişimi güçlendirin: Duygularınızı dürüstçe ama partnerinizi suçlamadan ifade edin. İhtiyaçlarınızı açıkça belirtin.Gerekiyorsa destek alın: Bu süreçte bir terapist veya danışmandan yardım almak, kökleşmiş inançları ve geçmiş deneyimleri anlamanıza, sağlıklı sınırlar koyma becerilerinizi geliştirmenize ve öz-değerinizi yeniden inşa etmenize yardımcı olabilir. Psikolojik destek, bu döngüyü kırmanız, aşırı bağımlılığın temel nedenlerini (geçmiş travmalar, bağlanma stilleri vb.) keşfetmeniz ve daha tatmin edici, bağımsız bir birey olarak sağlıklı ilişkiler kurmanız için size özel bir yol haritası sunar.İlişkide gerçek bağlılık, iki kişinin de kendi potansiyelini gerçekleştirebildiği, birbirini özgür bıraktığı, ancak yine de her an beraberliği seçtiği bir alandır. Kendi mutluluğunuzun anahtarını kendi elinizde tutun, böylece sevginiz daha sağlıklı ve kalıcı olacaktır.

Çift Danışmanlığı
Sinem Yahyaoğlu

Mutlu Bir İlişkinin 6 Gerçeği

Farklı toplumlarda görülen artan boşanma oranlarıyla birlikte akademisyenler sadece sorun yaşayan çiftlere değil, mutluluğunu ve ilişki tatminini sürdüren çiftlere de bakarak aralarındaki temel farkları keşfetmek üzere çalışmalar gerçekleştiriyor. Bu çalışmalardan biri de Denver Üniversitesi’nde Psikoloji Profesörü ve Evlilik ve Aile Çalışmaları Merkezi Direktörü olan Howard Markman’a ait. Markman’ın bu alandaki çalışmaları altı temel maddede bir çiftin ilişkisinin nasıl daha mutlu ve tatminkâr şekilde sürdürülebileceğine dair bir özet oluşturuyor. 1.      Her ilişki, bir umut kaynağıdır. En şiddetli tartışmalar ve kavgalar dahi iyi niyetlerle başlar. Bu iyi niyetler ise aslında çiftin ilişkiye dair umutlarının kaynağını oluşturur. İyi niyeti ve umudu açığa çıkarmak ilişki için büyük önem taşıyacaktır.2.     1 hata, 20 iyiliği ortadan kaldırır.Partnere karşı söylenen bir kötü sözün bile daha önce saatlerce verilmiş iyi yönde emeği sildiğine dair bir bulgu elde edilmiştir. Bu sebeple partnerlerin kendi öfke duygularını yönetmeyi ve duygularını daha yapıcı şekilde ifade etmeyi öğrenmeleri gerekmektedir. Rahatsızlıkların yapıcı şekilde ifade edilmesiyse kişinin kendini ifade becerilerini edinmiş olmasından ve konuşma için uygun yer ve zamanı seçebilmesinden geçer.3.     Bir partnerin kendisinde yaptığı küçük değişiklikler, ilişkiyi büyük değişimlere taşıyabilir.İlişki sorunları yaşayan çoğu insan doğası gereği değişikliklerin kendisi tarafından değil partneri tarafından yapılması gerektiğini düşünür. Partnerimizin davranışı üzerinde kontrolümüz olmadığı ise genellikle fark edilmez. Tam da bu nedenle çiftler ilişki hakkında umutsuzluk ve çaresizlik duyguları geliştirir ve ancak neredeyse bir mucize gerçekleşirse durumlarının düzelmeye başlayacağına inanırlar. Bu çıkmazdan kurtulmanın tek yolu ise büyük bir değişimi hedeflemek yerine kendimizde yapacağımız küçük değişikliklerle sistemin kendini yenilemesinin önünü açmaktır. Böylece daha iyimser bakabilir, istisnaları görebilir ve de partnerimize karşı daha açık hale gelebiliriz. Minik değişikliklere örnek olarak düşünceli nazik davranışları verebiliriz, partnerinize nasıl göründüğü hakkında övgülerde bulunmak ya da partnerinizin yanından geçerken ona dokunmak gibi. Bir yandan da sinirliyken partnerinizi görmezden gelmek ya da negatif ithamlarda bulunmak gibi kötü davranışları ilişkinizden çıkarabilirsiniz.4.     Konu hiçbir zaman partner arasındaki farklılıklar değil, her zaman bu farklılıkların nasıl ele alındığıdır.Birçok partner, ilişki sıkıntılarının kendisi ile eşi arasındaki farklardan kaynaklandığını düşünmektedir. Birçok çift "Uyumlu değiliz: o sürekli hareket etmeyi sever, ben evde kalmayı tercih ederim" veya "O erken yatar; ben gece insanıyım." gibi ifadeler kullanmıştır. Bu düşünce biçimi, kişilerin mutsuzluğunun sebeplerini açıklamaya yönelik anlaşılabilir bir çabadır. Ancak mutlu ilişkilerdeki partnerler, anlaşma ve anlaşmazlık alanlarına odaklanmak yerine iyi dinleme becerileri geliştirirler. Bu beceriler, farklılıkları ortadan kaldırmak, karşı tarafı uzlaşmaya zorlamak veya tavsiye vermekle ilgili değildir. İyi dinleme becerileri, kişilik ve zevkteki farklılıkları anlama ve kabul etmeyle ilgilidir. İyi bir dinleyiciye sahip olmak, iyi bir arkadaşa sahip olmaktır. Mutlu bir ilişkide bir partner, eşinin iyi bir arkadaş olmasına her zaman güvenebilir.5.     Erkekler ve kadınlar farklı araçlarla savaşır, ancak benzer yaralar alırlar.Erkekler ve kadınlar yalnızca benzer yaralar almakla kalmaz, kabul, destek, sevgi gibi aslında aynı olan hedeflere ulaşmaya çalışırken bu yaraları derinleştirirler. Partnerler, ilişkide nelerin yanlış gittiğini anlamaya çalıştıklarında, genellikle her iki kişinin de çok istediği nihai hedefleri değil, kullanılan mevcut savaş araçlarını incelemeye eğilimli hale gelir. İnanılanın aksine erkeklerin "duygusal yakınlıkta sorun yaşadığı" ve kadınların "aşırı tepki gösterme eğiliminde olduğu" bilgilerine dair bulgu yoktur. Erkekler ve kadınlar, duygusal yakınlık ve bağlantı kurma arzusunda pek az farka sahiptir. 6.     Partnerle ilişki becerileri geliştirmek zorundadır.Mutlu bir ilişki arayışında sürekli olarak partner değiştirmek yerine, insanlar, tüm ilişkilerde yaygın olan çatışmalarını, öfkelerini ve anlaşmazlıklarını yönetmeyi öğrenmelidir. Partnerler, ilişkilerine kabul edilmiş kurallarıyla veya olumsuz duyguları yönetme becerileri olmadan girerler. Çatışmanın ilişkilerine kontrol etmesi yerine partnerlerin çatışmayı yönetmeyi öğrenmeleri ilişkide tatmini artırıcı önemli unsurlardan olacaktır. Yazar: Psikolog Aslı Uzun

Çift Danışmanlığı
Sinem Yahyaoğlu