mutsuzluktan kaçınma paradoksu
w.r.d. fairbairn öyle iddia eder ki her insanın şizoid bir konumu vardır. hatta rüyaların içeriğinde kişiliğimizin farklı unsurlarını temsil etmek için bölünerek ayrılmış kendi imgelerimizi görmemizi, hatta jung'un içe dönüklük arketipini bu şizoid konumun sağlayıcısı olarak görmektedir. insanın içe çekildiği, içte olanı başkasına ya da hayata vermenin zul gibi geldiği bir konum ki; sosyal temaslardan, yaşama katılmaktan, bir sohbeti bile başlatmanın zahmetli olduğu durumlardan kaçınılan. dolmayan, doyurulmayan bireyin hayattan kendini geri çekerek içerisinde son kalanları artık muhafaza etmeye giriştiği bir konum. içerideki son kırıntılar artık öyle gizli bir değer sahibi olmuştur ki, birkaç cümle edip sosyalleşmek dahi eksilmek gibi hissettirir. içeriden bir şeylerin kayıp gittiğini ve kaybolduğunu deneyimler insan. hemen her patolojinin trajik yapısı gibi bu savunma aslında savunmaya duyulan ihtiyacın daha da arttırılmasına neden olacak daha büyük tatminsizlikler ve hayata yönelik daha fazla açlığa neden olacaktır.geri çekilmelerle gelinen şizoid konumda kişi bu durumla iki biçimde baş edebilir, (a) rol yaparak ve (b) teşhirci tekniklerle. kişi bir role bürünerek ve birçok his sergileyerek göz doldurabilir ve sosyal temaslar kurabilir ancak aslında hiçbir şey vermiyordur. bir topluluğun düzenli bir parçası olabilir ancak uzun yıllar geçince kendisi de farkedebilir ki aslında topluluğa hiçbir anlamlı katkıda bulunmuyordur. ya da terapiye gelir gelmez freud'dan bahis açarak terapiyle ilgili birisiymiş gibi görünerek rol yapar. böylece entelektüelize bir çabayla gerçek duygusal temaslar kurmaktan kaçınır. duygusal temas kurmaya karşı sofistike bir savunma geliştirebilir.ya da teşhirci biçimde sanatsal etkinliklerinde boy göstererek gerçek duygusal temasların derinliğinden kaçınılan gösteriş alanları olan edebiyat söyleşileri, galeri gezmeleri, şiir dinletileri ya da tiyatronun neden şizoid yapıların ilgisini daha çok çektiği aleni bir psikolojidir. şizoid birey varlığını sergilemenin ve böylece görünür olmanın çeşitli yollarını sanatta bulabilir. bu yüzdendir içe dönüklükle karakterize şizoid yapı birçok dansçı ve edebiyatçı doğurur. bu, "vermenin" "göstermeyle" yer değiştirdiği bir yol yaratır. ancak "kaybetmeden vermenin" bir yolunu yaratmaya çalışan bu girişimin de külfeti yok değildir. neticede zaman içerisinde göstermenin kendisi de "gösteriş yapmaya" ve sonra da "kendini gösterme" haline dönüşür. hal böyle olunca teşhirci durumlarda yoğun ıstırap çekilebilmekte, "görülmenin" zerresi bile sancılı olabilmektedir.
Categories
Get support on this topic
Browse professionals working on this topic and book an online or in-person session.


