Articles on Çocuk Danışmanlığı, written by licensed psychologists. Read on Planda Blog and book an appointment from the author's profile.

Bir çocuk için yeni bir kardeşin gelişi, hayatının en büyük dönüm noktalarından biridir. Bu, hem büyük bir sevinç hem de beraberinde karmaşık duygular getiren bir süreçtir. Daha düne kadar ailenin tek prensi veya prensesi olan çocuk için ilginin ve sevginin "paylaşılması" gerektiği düşüncesi, çoğunlukla "kardeş kıskançlığı" olarak adlandırdığımız doğal bir tepkiyi doğurur.Kardeş kıskançlığı, çocuğunuzun sevgi, ilgi ve dikkat üzerindeki tekelinin sarsıldığına inandığında hissettiği endişe, öfke, üzüntü veya yetersizlik duygularının bir karışımıdır. Bu, çocukların gelişimin doğal bir parçasıdır ve doğru yaklaşımlarla yönetilebilir. Amacımız bu duyguyu tamamen yok etmek değil, çocuğunuzun bu duygularla sağlıklı bir şekilde baş etmesini sağlamak ve aile içindeki huzuru yeniden tesis etmektir. İşte kardeş kıskançlığıyla baş etmenin psikolojik yolları:1. Duyguları Kabul Edin ve İfade Etmesini Teşvik EdinÇocuğunuzun kıskançlık veya öfke duyduğunu gördüğünüzde, "Kardeşini sevmelisin, ona kötü davranma!" gibi cümleler kurmak yerine, duygusunu isimlendirmesine yardımcı olun.Ne Yapmalı? "Kardeşine karşı bazen sinirlendiğini görüyorum," veya "Yeni bebeğin gelmesiyle bazı şeylerin değiştiğini ve bunun seni üzdüğünü biliyorum," gibi ifadelerle onun hislerini yansıtın. Ona, tüm duyguların normal olduğunu ve bu duyguları ifade etmesinin güvenli olduğunu öğretin. "Kardeşini kıskanman çok normal, ama ona vurmak iyi bir çözüm değil. Ne hissediyorsun, bana anlatır mısın?"2. Her Çocuğa Özel Zaman Ayırın (Bire Bir İlgi)Yeni bir bebeğin gelişiyle ebeveynlerin zamanı doğal olarak azalır. Büyük kardeş, bu ilginin kaybını en derinden hisseder. Her çocuğa düzenli olarak, sadece o çocukla geçirilen kaliteli zaman ayırmak çok önemlidir.Ne Yapmalı? Günde 15-20 dakika bile olsa, sadece büyük çocuğunuzla yapacağınız bir etkinlik (kitap okuma, oyun oynama, sohbet etme) planlayın. Bu "özel zaman" diliminde tüm dikkatiniz onda olsun, telefon veya diğer işlerle ilgilenmeyin. Bu, ona hala çok özel ve önemli olduğunu hissettirecektir.3. Kıyaslamadan Kaçının ve Her Çocuğun Bireyselliğini Onaylayın"Bak kardeşin ne güzel uyuyor, sen neden böylesin?" veya "Ablan/abinin bebekken hiç bu kadar sorun çıkarmazdı" gibi kıyaslamalar, kıskançlığı alevlendirir ve çocukta yetersizlik hissi yaratır. Her çocuk özeldir ve farklıdır.Ne Yapmalı? Her çocuğunuzun benzersiz özelliklerini, yeteneklerini ve çabalarını ayrı ayrı takdir edin. "Senin resim yeteneğin harika!" veya "Küçük kardeşin yemek yemeyi çok seviyor, tıpkı senin gibi!" gibi ifadeler kullanmak yerine, "Senin bu resmi yapma şeklini çok seviyorum," veya "Ahmet'in yemek yemeye olan hevesini görüyorum," gibi sadece o çocuğa odaklanan, kıyaslama içermeyen cümleler kurun.4. Büyük Kardeşe Sorumluluk Verin (Ama Zorlamayın)Yeni bebeğin hayatına dahil olma fırsatları sunmak, büyük kardeşin kendini dışlanmış hissetmesini engeller. Ancak bu, ona bir yük gibi gelmemeli, aksine bir ayrıcalık olarak sunulmalıdır.Ne Yapmalı? "Bana mendili uzatır mısın?" "Kardeşinin bezini çöpe atabilir misin?" veya "Kardeşinin sevdiği oyuncakları sen seçebilir misin?" gibi küçük, yaşına uygun görevler verin. Yaptığı katkılardan dolayı onu takdir edin ve "Yardımın olmadan ben ne yapardım!" gibi cümlelerle değer verdiğinizi hissettirin.5. Yeni Bebeği Aşırı Övmekten KaçınınMisafirler geldiğinde veya aile içinde sürekli yeni bebeğin ne kadar sevimli, uslu veya zeki olduğundan bahsetmek, büyük kardeşin kendini görünmez hissetmesine yol açabilir.Ne Yapmalı? Yeni bebekle ilgili olumlu yorumlar yaparken, büyük kardeşin de başarılarını, yeteneklerini veya ilginç özelliklerini aynı oranda dile getirin. Odağı sadece yeni bebeğe değil, her iki çocuğa da eşit şekilde dağıtmaya çalışın.6. Olumsuz Davranışların Altındaki Duyguyu KeşfedinKıskançlık kendini genellikle agresif davranışlar (vurma, itme), regresyon (alt ıslatma, parmak emme), veya ilgi çekme çabaları (sürekli mızmızlanma) ile gösterir. Bu davranışları sadece "yaramazlık" olarak etiketlemek yerine, altında yatan duyguyu anlamaya çalışın.Ne Yapmalı? Sakin kalın ve gözlemleyin. "Kardeşine vurduğunda öfkelendiğini görüyorum. Bu konuda ne hissediyorsun?" diye sorarak veya "Sanırım dikkatimi çekmek istiyorsun. Gel, konuşalım," diyerek ona doğru yaklaşımı gösterin.7. Tutarlı ve Adil OlunEbeveynlerin sergilediği tutum ve koyduğu kurallar konusunda tutarlı olmak, çocuklarda güvenlik hissi yaratır. Adil olmak ise, her çocuğa eşit davrandığınız anlamına gelmez; her çocuğun ihtiyacına göre davranmak demektir.Ne Yapmalı? Her çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun beklentiler belirleyin. "Sen abisin/ablansın" diyerek ona kaldıramayacağı bir sorumluluk yüklemeyin. Kuralların herkes için geçerli olduğunu gösterin ve bu konuda istikrarlı olun.Kardeş kıskançlığı, aile bağlarını güçlendirmek için bir fırsat da sunar. Ebeveynler olarak bu süreci doğru yönettiğimizde, çocuklarımız arasındaki sevgi ve dayanışma duygusu çok daha derinleşebilir. Unutmayın, önemli olan kıskançlık duygusunun varlığı değil, bu duyguyla nasıl baş ettiğimiz ve çocuklarımıza nasıl rehberlik ettiğimizdir.

Okula başlama, minik kalpler için heyecan verici olduğu kadar, yepyeni bir bilinmezliğin kapısını aralayan kaygı dolu bir süreç de olabilir. Evden, ebeveynlerden ve alışılagelmiş düzenden ayrılmak, pek çok çocukta doğal bir gerginlik yaratır. Bu blog yazısı, çocuğunuzun okula başlama sürecindeki kaygılarını anlamanıza ve bu önemli geçişi hem onun hem de sizin için daha sorunsuz ve keyifli hale getirmenize yardımcı olacak 5 pratik yolu samimiyetle ele almayı amaçlıyor. Çünkü her çocuk, okula güvenle ve gülümseyerek başlamayı hak eder.Neden Bu Kadar Zor? Okula Başlama Kaygısının TemelleriÇocukların okula başlarken yaşadığı kaygı, genellikle şu faktörlerden beslenir:Ayrılık Kaygısı: Ebeveynlerinden veya bakım verenlerinden ayrılma korkusu.Bilinmeyenin Korkusu: Yeni bir ortam, yeni kurallar, yeni arkadaşlar ve öğretmenler gibi bilinmeyenlerle yüzleşme endişesi.Performans Kaygısı: "Yeterince iyi olabilecek miyim?", "Arkadaş edinebilecek miyim?" gibi başarıya dair endişeler.Kontrol Kaybı: Evdeki tanıdık düzenin dışına çıkma ve kendi kontrolünde olmayan yeni bir sistemin parçası olma hissi.Bu kaygılar, çocuğun gelişimsel sürecinin doğal bir parçasıdır ve ebeveynlerin doğru yaklaşımlarıyla yönetilebilir. Çocuğunuzun Okula Başlama Kaygısını Azaltmanın 5 Yoluİşte çocuğunuzun okula adaptasyonunu kolaylaştıracak ve kaygılarını hafifletecek etkili yöntemler:1. Okul Ortamını Önceden TanıtınBilinmeyenin korkusunu yenmenin en iyi yolu, onu bilinir kılmaktır. Okulun başlamasından önce:Okulu Ziyaret Edin: Mümkünse çocuğunuzla birlikte okulu gezin. Sınıfını, tuvaletleri, oyun alanını görmesini sağlayın.Öğretmeniyle Tanıştırın: Eğer imkan varsa, öğretmeniyle kısa bir tanışma ayarlayın. Bu, çocuğun ilk gün yabancılık çekmesini azaltır.Okulla İlgili Kitaplar Okuyun: Okul konulu, pozitif mesajlar veren çocuk kitapları okumak, okulu eğlenceli ve güvenli bir yer olarak tanıtmanıza yardımcı olur.2. Pozitif ve Destekleyici Bir Dil KullanınÇocuğunuzla okul hakkında konuşurken, pozitif ve destekleyici bir dil kullanmak çok önemlidir.Heyecanını Paylaşın: "Okula başlayacağın için çok heyecanlıyım! Yeni şeyler öğreneceksin," gibi ifadelerle onun da heyecanlanmasına yardımcı olun.Kaygılarını Dinleyin: "Korkuyor musun?", "Endişeli misin?" gibi sorularla onun duygularını ifade etmesine olanak tanıyın. Asla duygularını küçümsemeyin veya yok saymayın. "Korkacak bir şey yok" demek yerine, "Korkman çok doğal, birçok çocuk böyle hisseder" diyerek onu anlayın.Okulun Faydalarını Vurgulayın: Yeni arkadaşlar edinmek, oyunlar oynamak, ilginç şeyler öğrenmek gibi olumlu yönlerini sıkça dile getirin.3. Evde "Okul Rutini" OluşturunOkul düzenine alışması için, okulun başlamasından birkaç hafta önce evde bir "okul rutini" oluşturmaya başlayın.Uyku ve Uyanma Saatlerini Ayarlayın: Okul saatlerine uygun bir uyku ve uyanma düzenine geçiş yapın.Sabah Hazırlıklarını Pratik Edin: Okul kıyafetlerini giyme, kahvaltı yapma, çanta hazırlama gibi rutinleri canlandırın. Bu, ilk günkü karmaşayı azaltır ve çocuğa kontrol hissi verir.Ayrılık Simülasyonları: Kısa süreliğine bir akraba veya arkadaşınızla bırakıp geri dönmek gibi küçük ayrılık pratikleri yapmak, çocuğun sizin geri döneceğinize dair güvenini pekiştirir.4. Küçük Bir "Ayrılık Ritüeli" OluşturunOkulun ilk günleri ve sonrasında, vedalaşma anını daha kolay hale getirecek küçük bir ritüel geliştirebilirsiniz:Özel Bir Öpücük/Sarılma: Her gün aynı şekilde özel bir öpücük, el sıkışma veya sarılma ritüeli oluşturun.Gizli Bir Not/Çizim: Çocuğunuzun çantasına veya cebine, ona özel, "Seni seviyorum" yazan küçük bir not veya çizim koymak, gün içinde ona moral verebilir."Geri Geleceğim" İletişimi: Her zaman "Ben işimi bitirince geleceğim," veya "Öğretmeniniz beni aradığında geleceğim," gibi net ve güven verici bir dille vedalaşın. Vedalaşmaları kısa tutmaya özen gösterin, uzayan vedalar kaygıyı artırabilir.5. Kendi Kaygılarınızı YönetinUnutmayın, çocuklar ebeveynlerinin duygularını yansıtır. Eğer siz endişeli veya kaygılıysanız, bu duygular farkında olmadan çocuğunuza da geçebilir.Sakin Kalın: Okulun ilk günü bile olsa, siz sakin ve kendinizden emin bir tavır sergileyin.Destek Alın: Eğer kendi ayrılık kaygılarınız veya çocuğunuzun adaptasyonuyla ilgili yoğun endişeleriniz varsa, bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin.Kendinize Zaman Ayırın: Çocuğunuzu okula bıraktıktan sonra kendinize keyifli bir an yaratmak (bir kahve içmek, kısa bir yürüyüş yapmak gibi) kendi adaptasyon sürecinizi de kolaylaştırır.Sonuç: Güvenle Başlangıç, Parlak Bir GelecekÇocuğunuzun okula başlama kaygısını yönetmek, sabır ve anlayış gerektiren bir süreçtir. Unutmayın ki bu, çocuğunuzun hayatındaki önemli bir adımdır ve onun bu adımı güvenle atabilmesi için sizin desteğiniz hayati önem taşır. Yukarıdaki yöntemleri uygulayarak, hem çocuğunuzun okula adaptasyonunu kolaylaştıracak hem de onun bu yeni maceraya heyecanla başlamasını sağlayacaksınız.Sizce bu yöntemlerden hangisi, çocuğunuzun okula başlangıcında en çok işe yarayacaktır?

Ebeveynlerin Sık Yaptığı 10 İletişim HatasıEbeveynlik, sevgi, sabır ve öğrenme dolu eşsiz bir yolculuktur. Bu yolculukta çocuklarımızla güçlü ve sağlıklı bir bağ kurmanın temel anahtarı ise şüphesiz iletişimden geçer. Ancak en iyi niyetlerle bile, farkında olmadan kurduğumuz bazı cümleler veya sergilediğimiz davranışlar, aramızdaki köprüleri güçlendirmek yerine zayıflatabilir. Bu yazıda, ebeveynlerin en sık yaptığı 10 iletişim hatasını mercek altına alacak ve bu tuzaklara düşmeden, çocuğunuzla daha anlayışlı, açık ve sevgi dolu bir ilişki kurmanız için size pratik çözüm önerileri sunacağız. Amacımız suçlamak değil, farkındalık yaratmak ve bu harika yolculukta size destek olmaktır.1. Duyguları Küçümsemek veya Yok Saymak: "Ağlanacak Ne Var?"Çocuklar düştüğünde, hayal kırıklığına uğradığında veya korktuğunda, içgüdüsel olarak "Üzülme, bir şey yok," veya "Aman canım, bu da ağlanacak şey mi?" gibi teselliler sunarız. Niyetimiz onları rahatlatmak olsa da, bu cümleler çocuğa duygularının geçersiz, önemsiz veya yanlış olduğu mesajını verir.Alternatifi Nedir? Duygusunu anladığınızı ve kabul ettiğinizi gösterin. "Canının yandığını görüyorum, bu gerçekten çok üzücü olmalı," veya "Korkman çok normal, ben yanındayım," gibi cümlelerle onun duygusuna ayna tutun. Bu, çocuğunuzun duygularını tanımasını ve onlarla başa çıkmayı öğrenmesini sağlar.2. Sürekli Nutuk Çekmek ve Ders VermekÇocuğunuz bir hata yaptığında veya bir sorunla geldiğinde, hemen durumu analiz edip uzun bir nasihate başlamak cazip gelebilir. Ancak sürekli ders verir modda olmak, çocuğun kendini savunmaya çekmesine ve sizi dinlemeyi bırakmasına neden olur.Alternatifi Nedir? Önce dinleyin. Sadece dinleyin. Ne olduğunu, ne hissettiğini anlamaya çalışın. Ardından, "Bu durumdan ne öğrendin sence?" veya "Bir dahaki sefere farklı olarak ne yapabilirsin?" gibi sorularla çözümü onun bulmasına yardımcı olun.3. Kıyaslamak: "Bak Komşunun Oğlu Ne Güzel Yapıyor""Abin/ablan senin yaşındayken...", "Arkadaşın ne kadar düzenli..." gibi kıyaslama cümleleri, motivasyon sağlamak yerine tam tersi etki yaratır. Çocuğun özgüvenini zedeler, kardeş veya arkadaş kıskançlığını tetikler ve kendini yetersiz hissetmesine yol açar.Alternatifi Nedir? Çocuğunuzun kendi gelişimini ve çabasını takdir edin. Onu başkalarıyla değil, kendi dünüyle kıyaslayın. "Bu konuda dün olduğundan daha iyisin, çabanı görüyorum," gibi cümleler onu gerçekten motive edecektir.4. "Neden?" Diye Başlayan Yargılayıcı Sorular"Neden odanı toplamadın?" veya "Neden kardeşine vurdun?" gibi "neden" ile başlayan sorular, genellikle bir cevap aramaz, bir suçlama içerir. Çocuk bu soruyu duyduğunda kendini savunma ihtiyacı hisseder ve genellikle "Bilmiyorum," der ya da bahaneler üretir.Alternatifi Nedir? Gözleminizi ve beklentinizi dile getirin. "Odanın dağınık olduğunu görüyorum, oyuncaklarını kutuya koymanı bekliyorum," veya "Kardeşine vurduğunda canının yandığını fark ettim. Öfkelendiğinde başka neler yapabiliriz, konuşalım mı?" demek daha yapıcı bir başlangıçtır.5. Dinlemek Yerine Cevap Vermek İçin BeklemekÇocuğunuz heyecanla bir şeyler anlatırken, aklımızdan bir sonraki cümlemizi, vereceğimiz öğüdü veya yönelteceğimiz soruyu geçiririz. Bu, aktif dinlemenin önündeki en büyük engeldir. Çocuk anlaşıldığını değil, sorgulandığını hisseder.Alternatifi Nedir? Telefonu, televizyonu bir kenara bırakın. Göz teması kurun ve tüm dikkatinizi ona verin. Anlattıklarını "hı hı", "evet", "sonra ne oldu?" gibi ifadelerle destekleyerek gerçekten orada olduğunuzu hissettirin.6. Etiketlemek: "Sen Zaten Hep Dağınıksın""Tembel", "yaramaz", "unutkan", "sakarsın"... Bu gibi etiketler, çocuğun davranışını değil, kişiliğini hedef alır. Zamanla çocuk bu etiketi içselleştirir ve "Ben zaten böyle biriyim," diyerek o role uygun davranmaya başlar.Alternatifi Nedir? Davranışa odaklanın. "Dağınıksın" demek yerine, "Odanı toplaman konusunda yardıma ihtiyacın var gibi görünüyor," deyin. Davranışı değiştirebilirsiniz ama bir kez yapışan etiketi sökmek çok daha zordur.7. Tehdit ve Şantaj: "Yemeğini Bitirmezsen Parka Gidemeyiz"Kısa vadede işe yarar gibi görünse de, tehditler ve şantajlar ilişkiye uzun vadede zarar verir. Çocuğa, istediğini almanın yolunun güç kullanmak ve manipülasyon olduğu gibi yanlış bir mesaj verir. Güven bağını zedeler.Alternatifi Nedir? Kuralları ve sonuçlarını net bir şekilde belirtin. İş birliğine davet edin. "Parka gitme saatimiz yaklaşıyor. Parkta daha çok vakit geçirebilmemiz için yemeğimizi şimdi bitirmemiz gerekiyor."8. Her Sorununu Onun Yerine ÇözmekÇocuğumuzun üzülmesini, zorlanmasını istemeyiz. Bu yüzden ödevini yapmak, arkadaşıyla yaşadığı sorunu çözmek için hemen devreye girmek isteriz. Ancak bu, ona "Sen kendi başına yapamazsın," mesajı verir ve problem çözme becerilerinin gelişmesini engeller.Alternatifi Nedir? Ona koçluk yapın. "Bu sorunu çözmek için aklına gelen fikirler neler?" diye sorarak beyin fırtınası yapmasına destek olun. Yanında olduğunuzu ama kontrolün onda olduğunu hissettirin.9. Sadece Olumsuza OdaklanmakGün içinde yapılan 10 güzel şeyi fark etmeyip, yapılan 1 yanlışa odaklanmak, hem ebeveyn hem de çocuk için yorucudur. Bu durum, çocuğun sürekli eleştirildiğini hissetmesine ve denemekten vazgeçmesine neden olabilir.Alternatifi Nedir? "Yakalamaca" oynayın. Çocuğunuzu iyi bir şey yaparken "yakalayın" ve bunu dile getirin. "Oyuncaklarını kardeşinle ne güzel paylaştığını gördüm, bu beni çok mutlu etti."10. Özür DilememekEbeveynler de hata yapar. Sesimizi yükseltebilir, haksızlık yapabilir veya sabırsız davranabiliriz. Hata yaptığımızda bunu kabul etmemek ve özür dilememek, çocuğa hem hatanın kötü bir şey olduğunu hem de güçlü olanın asla özür dilemeyeceğini öğretir.Alternatif Nedir? Cesur olun ve özür dileyin. "Sana sesimi yükselttiğim için üzgünüm. Çok yorgundum ama bu şekilde davranmamalıydım. Beni affeder misin?" demek, hem ilişkinizi onarır hem de ona sorumluluk almanın en güzel örneğini sunar.Unutmayın, iletişim bir sanattır ve her sanat gibi pratik gerektirir. Mükemmel olmak zorunda değilsiniz; sadece daha bilinçli, daha sevgi dolu ve denemeye açık bir ebeveyn olmanız yeterli. Bu küçük değişiklikler bile çocuğunuzla aranızdaki bağı ömür boyu güçlendirecektir.

Çocuğum İçin Psikolojik Destek Almalı mıyım? İşaretler ve Çözümler Ebeveyn olmak, dünyanın en güzel ve bir o kadar da zorlu görevlerinden biridir. Çocuklarımızın fiziksel sağlığına gösterdiğimiz özeni, bazen zihinsel ve duygusal gelişimleri için göstermekte tereddüt edebiliriz. "Çocuğumun psikolojik desteğe ihtiyacı var mı?", "Bu durum normal mi, yoksa bir uzmana danışmalı mıyım?" gibi sorular, pek çok ebeveynin zihnini meşgul eder. Bu blog yazısı, çocuklarda psikolojik desteğe ihtiyaç duyulduğunu gösteren önemli işaretleri samimiyetle ele almayı ve ebeveynlere bu hassas süreçte yol göstermeyi amaçlıyor. Unutmayın, erken müdahale, çocuğunuzun sağlıklı bir geleceğe adım atması için atacağınız en değerli adımdır.Çocuğunuzun Psikolojik Desteğe İhtiyacı Olduğunu Gösteren İşaretlerÇocuklar, yetişkinler gibi duygularını ve sorunlarını doğrudan ifade edemeyebilirler. Genellikle davranış değişiklikleri, fiziksel şikayetler veya akademik sorunlar aracılığıyla yardım çağrısında bulunurlar. İşte dikkat etmeniz gereken bazı önemli işaretler:1. Duygusal ve Davranışsal DeğişikliklerAşırı Öfke Nöbetleri veya Saldırganlık: Yaşına uygun olmayan, sürekli ve kontrolsüz öfke patlamaları, diğer çocuklara veya yetişkinlere karşı saldırgan davranışlar sergilemesi.Sürekli Üzgünlük veya Depresif Hal: Uzun süreli mutsuzluk, eskiden keyif aldığı aktivitelere karşı ilgisizlik, enerji düşüklüğü, ağlama nöbetleri.Yoğun Kaygı veya Korku: Ayrılık kaygısı, sosyal kaygı, belirli fobiler (okul, karanlık vb.) veya genel bir endişe hali. Sürekli olarak endişeli görünmesi veya bir şeylerden korktuğunu ifade etmesi.Sosyal İçe Kapanma: Arkadaşlık ilişkilerinden çekilme, yalnız kalmayı tercih etme, sosyal etkinliklere katılmak istememe.2. Fiziksel Belirtiler (Altta Yatan Psikolojik Nedenler)Uyku Problemleri: Uykuya dalmada zorluk, sık sık uyanma, kabuslar, uyku düzeninde belirgin değişiklikler.Yeme Bozuklukları: İştah kaybı veya aşırı yeme, kilo kaybı veya alımı, yemeğe karşı anormal bir takıntı geliştirme.Psikosomatik Şikayetler: Sık sık baş ağrısı, karın ağrısı gibi fiziksel şikayetler, ancak fiziksel bir neden bulunamaması.Alt Islatma veya Dışkı Kaçırma: Tuvalet eğitimini tamamlamış olmasına rağmen altını ıslatma veya dışkı kaçırma gibi davranışların tekrar başlaması.3. Akademik ve Okul Ortamında Görülen SorunlarOkul Başarısında Düşüş: Notlarında belirgin bir düşüş, derslere karşı motivasyon eksikliği, ödevlerini yapmada zorlanma.Okula Gitmek İstememe veya Okul Fobisi: Sürekli okula gitmek için bahaneler üretme, okula karşı yoğun bir korku veya isteksizlik.Öğrenme Güçlükleri: Dikkat eksikliği, odaklanmada zorluk, öğrenme süreçlerinde beklenenin altında performans gösterme.4. Travmatik Bir Olay YaşamaAyrılık, kayıp, boşanma, doğal afet, kaza veya istismar gibi travmatik bir olay yaşamış olması durumunda, çocuğun bu olayı sağlıklı bir şekilde atlatması için profesyonel destek gerekebilir. Bu tür durumlarda yukarıdaki işaretler daha yoğun görülebilir.Ne Yapmalıyım? İlk Adımlar ve Çözüm YollarıÇocuğunuzda bu işaretlerden bir veya birkaçını gözlemliyorsanız, panik yapmak yerine adımları sakinlikle atmak önemlidir.1. Gözlemleyin ve Not AlınDavranış değişikliklerini, sıklığını ve ne zaman ortaya çıktığını bir süre gözlemleyin ve not alın. Bu notlar, bir uzmana başvurduğunuzda önemli bilgiler sağlayacaktır.2. Çocuğunuzla Konuşun (Onun Seviyesinde)Onu dinlemeye hazır olduğunuzu gösterin. "Neler oluyor?", "Seni ne üzüyor?" gibi yargılayıcı olmayan, açık uçlu sorular sorun. Duygularını ifade etmesi için ona güvenli bir alan yaratın. Bazen çocuklar çizim yaparak veya oyun oynayarak daha iyi iletişim kurabilirler.3. Okuldaki Öğretmenleri ve Rehber Öğretmenle İletişime GeçinOkuldaki öğretmenler, çocuğunuzun akranları arasındaki davranışlarını ve akademik performansını gözlemlemede size değerli bilgiler sunabilir. Okul rehber öğretmeni de ilk danışabileceğiniz profesyonellerden biridir.4. Profesyonel Yardım Almaktan ÇekinmeyinTüm bu gözlemler ve iletişim çabalarına rağmen durum devam ediyorsa veya kötüleşiyorsa, bir çocuk ve ergen psikiyatristi veya çocuk psikoloğundan destek almaktan çekinmeyin. Psikolojik destek almak bir zayıflık belirtisi değil, çocuğunuza ve ailenize duyduğunuz sevginin ve sorumluluğun bir göstergesidir.5. Süreçte Sabırlı ve Destekleyici OlunPsikolojik destek süreci zaman alabilir. Çocuğunuzun yanında olduğunuzu hissettirin, sabırlı olun ve uzmanın önerilerine uyun. Bu süreç, sadece çocuğunuz için değil, tüm aile için bir öğrenme ve büyüme fırsatıdır.Sonuç: Çocuğunuzun Mutluluğu İçin En Büyük Destek SizsinizÇocuğunuzun zihinsel sağlığına yatırım yapmak, onun gelecekteki mutluluğu, başarısı ve yaşam kalitesi için atacağınız en değerli adımdır. Yukarıdaki işaretleri fark ettiğinizde harekete geçmekten çekinmeyin. Unutmayın, bir uzmana danışmak, çocuğunuza en iyi şekilde nasıl destek olabileceğinizi öğrenmek için harika bir yoldur. Ona gösterdiğiniz sevgi, anlayış ve zamanında alacağınız profesyonel destek, çocuğunuzun potansiyelini tam olarak gerçekleştirmesine yardımcı olacaktır.

Çocuklarda Korku ve Ebeveynlere ÖnerilerÇocukluk çağı gelişimsel korkular, çocukların farklı yaşlarda yaşadığı normal korkularolarak tanımlanır. Bu korkuların çocukların zihinsel ve duygusal gelişimin bir parçasıdır vegenellikle zamanla geçer. Ancak bu dönemde ebeveynin çocuğuna vereceği destekleyici tutum, çocuğun süreci yönetmesini kolaylaştırmakta ve gelişimine pozitif yönde katkı sağlamaktadır. Yaş gruplarına göre yaygın gelişimsel olarak korkular şunlardır:Bebeklik Dönemi (0-2 yaş): Ani ve yüksek seslerden korkma, yabancı kişilerden korkma veayrılık kaygısı.Erken Çocukluk Dönemi (2-4 yaş): Karanlıktan korkma, ebeveynlerden ayrılma korkusu,canavarlar, hayaletler gibi hayali varlıklardan korkma.Okul Öncesi Dönem (4-6 yaş): Fırtına, gök gürültüsü gibi doğal olaylardan korkma, tek başınauyuma korkusu, masallarda geçen kötü karakterlerden korkma.Erken Okul Dönemi (6-12 yaş): Okulda başarısız olma korkusu, arkadaşlar arasında kabulgörme, alay edilme korkusu, hırsızlar, yangınlar gibi gerçek tehlikelerden korkma. Bu korkular genellikle yaşa bağlı olarak değişir ve çocukların gelişimiyle birlikte azalır.Ancak bazı durumlarda bu korkular daha yoğun olabilir ve profesyonel destek gerekebilir. Ebeveynlerin çocuklarının gelişim düzeyini göz önüne alarak korkusunu anlaması, onlara güven vermesi ve sabırlı olması önemlidir. EBEVEYNLERE ÖNERİLER• Çocuğunuzun korkularını ciddiye alın ve onların korkularını anlamaya çalışın.Çocuğunuza korkularının normal olduğunu ve yalnız olmadıklarını söyleyebilirsiniz. Kendi çocukluk albümünüzü birlikte inceleyerek varsa o dönem yaşadıklarınızı hikayeleştirerek anlatabilirsiniz.• Çocuğunuza yanında olduğunuzu ve onu koruyacağınızı hissettirin.• Çocuğunuzun korkularını hikayeler ve oyun aracılığıyla ele alın. Korkutucu durumlarıoyunla canlandırmak, çocukların bu durumla başa çıkma becerilerini geliştirmelerineyardımcı olabilir.• Gülük rutinler, çocuklara güven duygusu verir. Özellikle yatma zamanı rutinleri, gece korkularıyla başa çıkmada yardımcı olabilir.• Çocuğunuzla korkuları hakkında konuşurken açık ve nazik olun. Onlara duygularını ifade etmeleri için alan sağlayın ve sorularını sabırla cevaplayın.• Eğer çocuğunuzun korkuları günlük yaşamını etkiliyorsa veya çok yoğun ise çocuk psikoloğundan/terapistten yardım alabilirsiniz.Çocukların gelişimsel korkularını yenmelerine yardımcı olabilecek, OYUN ÖNERİLERİ Korku ÇizimleriAmaç: Korkularını ifade etme ve anlamaMalzemeler: Kağıt, kalemler, boyalarOyun: Çocuğunuzdan korktuğu şeyi çizmesini isteyin. Daha sonra bu çizimleri birlikte tartışınve korkutucu unsurları komik ya da ilginç hale getirerek yeniden çizin. Bu, çocuğunuzunkorkularını kontrol altına almasına yardımcı olabilir. Hayali Canavarları YakalamaAmaç:Hayali varlıklardan korkmayı azaltmakMalzemeler: Büyük karton kutular, boya kalemleri, yapıştırıcı, makasOyun: Çocuğunuzla birlikte karton kutulardan "canavar tuzakları" yapın ve bu tuzakları evinbelirli yerlerine yerleştirin. Bu oyun, çocuğunuzun hayal gücünü kullanarak korkularıylayüzleşmesini sağlar. Kahraman KostümleriAmaç: Güçlü ve cesur hissetmek.Malzemeler: Eski kıyafetler, kostüm aksesuarları.Oyun: Çocuğunuzla birlikte kahraman kostümleri giyin ve korkutucu durumlarla yüzleşenhikayeler yaratın. Çocuğunuz, kendini kahraman gibi hissederek korkularını yenebilir. Rahatlama ve Nefes EgzersizleriAmaç: Kaygıyı azaltmak ve rahatlamayı sağlamak.Malzemeler: Sessiz bir alan, rahat bir yer minderi.Oyun: Çocuğunuzla birlikte nefes alma egzersizleri yapın. Derin nefes alıp vermek, çocuğunrahatlamasına ve kaygıyı azaltmasına yardımcı olabilir. Bu egzersizleri bir oyun gibi sunarakeğlenceli hale getirebilirsiniz. Örneğin, birlikte işaret parmağınızı göstererek “şimdi çiçeği kokluyorum” diyerek nefes alıp, “muma üflüyorum” diyerek nefes verebilirsiniz. Masal Anlatma ve YaratmaAmaç: Korkularla başa çıkma ve hayal gücünü kullanma.Malzemeler: Masal kitapları, kâğıt, kalem.Oyun: Çocuğunuza korkutucu bir masal anlatın ve sonunu birlikte değiştirerek mutlu bir sonabağlayın. Alternatif olarak, çocuğunuzla birlikte yeni bir hikâye yaratın ve korkutucu unsurları kahramanlık hikayelerine dönüştürün. Karanlıkla Tanışma OyunuAmaç: Karanlık korkusunu yenmek.Malzemeler: Fenerler, gece lambaları, karanlık bir oda.Oyun: Çocuğunuzla birlikte karanlık bir odaya girin ve fenerlerle farklı objeleri aydınlatın.Objelere dokunun ve ne olduklarını tahmin etmeye çalışın. Bu oyun, karanlığın korkulacak birşey olmadığını anlamalarına yardımcı olabilir. YAZAR: Başak İnal KAYNAKÇAKiel, E.J., Kalomiris, A.E. (2019). Emotional Development and Anxiety. In: LoBue, V.,Pérez-Edgar, K., Buss, K.A. (eds) Handbook of Emotional Development. Springer, Cham.https://doi.org/10.1007/978-3-030-17332-6_25Kowalchuk, A., Gonzalez, S. J., & Zoorob, R. J. (2022). Anxiety Disorders in Childrenand Adolescents. American family physician, 106(6), 657–664.Martini R, Hilt R, Marx L, et al. Best principles for integration of child psychiatry intothe pediatric health home. American Academy of Child and Adolescent Psychiatry; 2012.Accessed January 9, 2022.Vallance, A. K., & Fernandez, V. (2016). Anxiety disorders in children and adolescents:aetiology, diagnosis and treatment.

Çocuklar, etraflarında olan biteni anlamlandırmak için gözleme ihtiyaç duyar. Anne babalarını, öğretmenlerini, arkadaşlarını gözlemler, model alır ve taklit ederler. Bu doğrultuda çeşitli duygu düşünce ve davranış kalıpları oluşturur ve bir öğrenme gerçekleştirmiş olurlar. Bu nedenle erken çocukluk döneminde güçlü bir model sunan ebeveynler veya diğer bakım verenlerin rolü oldukça önemlidir. Kuşlar uçar,Balıklar yüzer,Çocuklar oynar.Garry Landreth Yetişkinin, yaşadığı zorlukları konuşarak anlatması gibi çocuklar da duygu ve sorunlarını oynayarak ifade ederler. Onların dili oyun, kelimeleri ise oyuncaklardır. Tam da bu noktada çocuklar, öfkelendiği bir an için ''Arkadaşım kalemimi aldığı için çok sinirliyim anne'' diyerek ifade etmezler yada bir depreme tanıklık ettiklerinde depremle ilgili konuşmazlar. Deprem oyunu oynarlar. Sorunu işlemlemelerinin yolu oynamaktır. Duygusunu oyun üzerinden dile getirerek bir kanal oluştururlar.Çocukların duygularına alan açan oyun, geliştirir, eğitir ve iyileştirir. Ancak bununla beraber çocuk duygularını sağlıklı bir şekilde dışa vurabilmek için bir yetişkin modele ihtiyaç duyar. Onları ceza olarak köşede ayakta bekletmek ya da sakinleşmeleri için odalarına yollamak bir dönem rastlanan durumlar arasındaydı. Ancak günümüzde yapılan çalışmalar, çocuk beyninin dengeyi yalnız başına bulmakta zorlandığını ve izole edilmenin çocukta stresi arttırdığını ispatladı. Yani bir çocuğun duygularına alan açabilmenin ve sakince eşlik edebilmenin çocukların kendi duygu düzenleme kapasitelerini geliştirdiğini tespit ettiler. Ancak burada vurgulanması gereken bir diğer nokta ise Ebeveynin Duygusu. Bir ebeveyn olarak stresli bir durum karşısında nasıl tepki veriyorsunuz? Çocuk stres hissettiği bir anda kapsanmaya ihtiyaç duyar. Ancak siz kapsayabilecek bir duygu durumunda değilseniz, yoğun stres, kaygı veya öfke hissediyorsanız çocuğunuzu sakinleştirebilmeniz zor olacaktır.Çünkü sizde olmayanı çocuğunuza vermekte zorlanabilirsiniz. Tıpkı uçağa binerken kabin memurları tarafından söylenen ''Oksijen maskesini önce kendinize, sonra çocuğunuza takın''. cümlesi gibi. Bu cümle öz bakıma atıfta bulunan bir metafor niteliği taşıyor ve bir ötekine destek sunmadan önce kendimize destek olmanın, kaynaklarımızı ortaya çıkarmanın öneminden söz ediyor. Özetle kendi duygularını düzenleyebilme becerisi gelişmiş ebeveynler, çocuklarının duygularının seline kapılmadan bir deniz feneri gibi rehberlik edebilirler.Ebeveynlik uzun bir yolculuk. Bu yolculukta çocuğunuza kılavuzluk etmek için rehberliğe ihtiyaç duyabilirsiniz. İhtiyaç doğrultusunda uzman desteğine başvurmak faydalı olacaktır.

Sınırlar, davranışlarla ilgili kuralları ve beklentileri öğretmek için kullanılan bir süreci ifade eder. Sınır çizmek, çoğu ebeveyn için çocuklarıyla kurdukları ilişkide zorlandıkları alanlardan biridir. Araştırmalar; yeterli sınırların olmadığı evlerde büyüyen çocukların, daha az dürtü kontrolüne ve öz düzenlemeye sahip olduğu, daha benmerkezci ve sosyal olarak daha az yetkin oldukları ve daha düşük başarı motivasyonuna ve bilişsel performansa sahip olduklarını göstermiştir. Aynı zamanda, sağlıklı belirlenen sınırlar, çocukları hem fiziksel olarak korur hem de duygusal gelişimlerini destekler. Bu bağlamda, çocuklara kapsayıcı sınırlar çizebilmek ve çocukların bu sınırları büyüme fırsatı olarak deneyimlemelerine yardımcı olmak önemlidir. Çocuklar Neden Sınıra İhtiyaç Duyar? Kuralları anlama: Çocuklar, yaşadıkları çevrenin kurallarını kavramak ve neyin beklenildiğini anlamak isterler. Kısacası, kendilerinden ne beklenildiğini, ne kadar ileri gidebildiklerini ve ileri gittiklerinde neler olabileceğini bilmek isterler.Güvenli Keşif: Sağlıklı sınırlar, çocuklara güvenli bir şekilde çevrelerini keşfetme ve öz-düzenleme becerilerini geliştirme imkanı tanır.Gelişim Dönemlerine Göre SınırlarSınırlar çocukların gelişim dönemlerine uygun olarak ifade edilmelidir.Bebekler için (1-2 yaş):● Dikkatleri dağıtmak ve ortamı değiştirmek gibi yöntemlerle sınırlar belirlenebilir.İlk Çocukluk Dönemi (3-6 yaş):● Sözsüz işaretler ve kısa cümlelerle, hayal gücü ve mizah araçları kullanılabilir.Okul Çağındaki Çocuklar için (7-11):● Kurallar, beklentiler ve sonuçlar sözlü olarak açıklanabilir. Sınırlar konusunda anlaşmanın mümkün olduğunca önceden yapılması önemlidir.Ergenlik Çağındaki Çocuklar için (12-18 yaş):● Sınırlar makul, açık, tutarlı olmalı ve çocuğunuzla birlikte saygı içerisinde belirlenmelidir. Sağlıklı Sınırlar Nasıl Belirlenir?Burada en önemli olan noktalardan biri sınırların rutine dönmesidir. Sınırlar rutine döndükçe ve uygulandıkça, çocuklar sınırları zaman içerisinde öğrenir ve içselleştirir. Duyguları Kabul Edin: Çocukların hissettiği duyguları fark edin ve onları ifade edin. Davranış yerine duygulara odaklanın.● "X duygunu görüyorum, anlıyorum." şeklinde cümleler empati kurulması anlamında önemli ifadelerdir.Sınırlar Üzerine Konuşun: Sınırların net, anlaşılır ve tutarlı olması önemlidir. Durumun özelinde bir sınır olduğundan emin olunmalıdır. Duruma özel olan sınır cümlelerinde, genel bir ifade kullanılmalı ve herkes için geçerli olduğu net bir şekilde söylenmelidir.● "Şu an ödevlerini yapma zamanı, henüz televizyon izleme zamanı değil."Kabul Edilebilir Alternatifler Sunun: Çocuklar duygusuyla baş etmekte zorlandığı anlarda net ve anlamlı öneriler sunulması çocuğun zorlayıcı duyguyla baş etmesini kolaylaştıracaktır.● "Ama istersen televizyonu ödevlerine ara verdikten sonra 10 dakika ya da ödevlerini bitirdikten sonra izleyebilirsin."Kabul Etmezse Ne Yapmalı?Diyalogu Sürdürün: Reddedilen seçeneklerin nedenleri hakkında konuşmaya devam edilebilir ve yeni alternatifler sunulabilir.Son olarak, çocuklarla sağlıklı sınırlar belirlemek ve bu sınırları içselleştirmelerine yardımcı olmak, onların duygusal gelişimlerini desteklerken aynı zamanda sorumluluk almayı da öğretir. Ebeveynlerin çocuklarını anlamak, duygularını kabul etmek ve sağlıklı sınırlar koymak, onların güvenli bir ortamda büyümelerine katkı sağlar. Bu süreç, çocukların duygusal zekalarını güçlendirir ve onları başarılı ve dengeli bireyler haline getirme yolunda önemli bir adım olarak karşımıza çıkar. Yazar: Psikolog Elif Cilmeli

Yaygın bir sorun olan akran zorbalığının çocuklar üzerinde ciddi ve kalıcı etkileri olabilir. Ebeveynler olarak bu konuyu ele alırken bilinçli ve proaktif olmak çok önemlidir. Bu yazımızda akran zorbalığının ne olduğunu, türlerini, olumsuz etkilerini, müdahalenin önemini ve akran zorbalığını önlemede ebeveynlerin rolünü inceleyeceğiz. Akran Zorbalığını AnlamakAkran zorbalığı, fiziksel olarak güçlü olmak veya daha yüksek bir sosyoekonomik statüye sahip olmak gibi bir avantajı olan kişi veya grubun, daha dezavantajlı durumda olan bir kişiye uyguladığı düzenli baskıdır. Farklı şekillerde görülebilir:Fiziksel Zorbalık: İtme, vurma, tükürme gibi davranışlar buna dahildir.Sözlü Zorbalık: İsim takmayı, hakaret etmeyi ve alay etmeyi içerir.İlişkisel Zorbalık: Dedikodu yaymak, sosyal dışlanmaya yol açmak gibi akran ilişkilerine kasıtlı zarar verme ve manipülasyon ile karakterizedir.Zorbalığın Olumsuz EtkileriAkran zorbalığına maruz kalmanın önemli ölçüde olumsuz etkileri olabilir. Örneğin, artan depresyon ve anksiyete riski, özgüvenin zedelenmesi, okula karşı olumsuz tutum, uyku sorunları ve benzeri problemler ile karşılaşılabilir. Ayrıca zorbalık yapmanın da uzun vadeli sonuçları olabilir. Örneğin, gelecekte agresif davranışlar sergileme, madde bağımlılığı, yüksek riskli cinsel davranış gibi riskleri artırabilir. Zorbalığa müdahale etmek zorbalık karşıtı sosyal bilişin gelişimini destekler, akademik başarıyı artırır, akran ilişkilerini ve psikososyal gelişimi güçlendirir.Ebeveynlerin RolüEbeveynlik tarzınız akran zorbalığını önlemede ve ele almada önemli bir rol oynayabilir. Ebeveynler sıcak, yardımsever ve ilgili olduklarında ve makul kurallar koyduklarında, çocukların zorbalığa uğrama ya da zorbalık yapma olasılıkları daha düşük olur. İşte ebeveynler için bazı ipuçları:Çocuğunuzu Gözlemleyin: Çocuğunuz deneyimlerini paylaşmaktan çekinebilir, bu nedenle davranış değişikliklerine (örn. duygusal tepkilerde artış, önceden olmayan kendini izole etme davranışı, okuldan kaçınma) dikkat edin. Dinleyin ve Destekleyici Olun: Açık iletişimi teşvik edin ve çocuğunuzun duygularını yargılamadan paylaşma konusunda kendisini güvende hissetmesini sağlayın (örn. destek için yanında olduğunuzu vurgulamak). Anlatmak istediğinde onu dinleyin, suçlayıcı olmayın.Agresif Davranışı Normalleştirmekten Kaçının: Saldırgan davranışları ve zorbalığı desteklemeyin veya normalleştirmeyin. Örneğin, “Sen de ona vursaydın!” demeyin.Empati Becerilerini Öğretin: Bunun için çocuğunuzla duygular hakkında konuşmak, ona model olmak (örn. önünde diğer insanlarla empati kurmak), empati gelişimini destekleyici oyunlar oynamak yararlıdır.Ne Yapacağını Öğretin: Çocuğunuza hayır diyebilmeyi ve zorbalıkla karşılaşıldığında şiddete başvurmadan nasıl davranılması gerektiğini anlatın. Onun yerine problemi çözmeyin, çocuğunuza problemi çözmek için doğru yolları öğretin.Profesyonel Destek Alın: Okuldaki psikolojik danışmana haber verin ve gerekiyorsa uzmanlardan psikolojik destek alın.Yazar: Psikolog Deniz Yolsal