Arzu ve Eksiklik

03 Ağustos 2026
Psikoloji
216 Görüntülenme
Arzu ve Eksiklik

İnsan ne ister?

Bu soru ilk bakışta kolay görünür. Mutlu olmak, sevilmek, başarılı olmak, huzurlu bir yaşam sürmek… Çoğumuz cevabın bunlardan biri olduğunu düşünürüz. Oysa istediğimiz şeye ulaştığımızda bile çoğu zaman arayış sona ermez. Yeni bir hedef belirir, yeni bir eksiklik hissedilir. Sanki ulaşmaya çalıştığımız şey sürekli yer değiştirir.

Belki de bunun nedeni, aradığımız şeyin hiçbir zaman yalnızca sahip olmak istediğimiz nesne olmamasıdır.

Psikanalist Jacques Lacan, insanı hareket ettiren şeyin ihtiyaçtan çok arzu olduğunu söyler. İhtiyaç doyurulabilir; açlık yemekle, susuzluk suyla giderilebilir. Arzu ise doyurulduğunda sona ermez. Tam tersine, doyuruldukça başka bir biçime dönüşür. Çünkü arzu, belirli bir nesnenin değil; eksikliğin etrafında var olur.

Hayatımız boyunca "Eğer bunu elde edersem her şey düzelecek." dediğimiz anlar olur. Yeni bir ilişki, daha iyi bir iş, daha büyük bir ev, daha fazla başarı… Fakat çoğu zaman ulaştığımız şey, hayalini kurduğumuz doyumu tam olarak getirmez. Bir süre sonra zihnimiz yeni bir hedef üretir. Sorun, hedeflerin yanlış olması değildir. Belki de insan ruhunun işleyişi böyledir.

Çünkü eksiklik, ruhsal yaşamın bir kusuru değil; onun hareket kaynağıdır.

Bunu kabul etmek kolay değildir. İçinde yaşadığımız dünya bize sürekli tamamlanabileceğimizi söyler. Daha başarılı olursak, daha güzel görünürsek, doğru ilişkiyi bulursak ya da kendimizi yeterince geliştirirsek sonunda eksiksiz hissedeceğimiz vaadiyle karşılaşırız. Oysa bu vaat çoğu zaman yeni bir yetersizlik üretir. Çünkü eksiklik giderilmesi gereken bir hata değil, insan olmanın temel koşullarından biridir.

Lacan'a göre bilinçdışı da sandığımız gibi geçmişte kalmış anıların saklandığı sessiz bir depo değildir. Bilinçdışı konuşur; bazen dil sürçmelerinde, bazen rüyalarda, bazen tekrar eden ilişki seçimlerinde, bazen de nedenini tam açıklayamadığımız duyguların içinde kendini gösterir. Bastırılan hiçbir yaşantı bütünüyle kaybolmaz. Yalnızca başka bir biçimde geri döner.

Bu nedenle insan bazen aynı ilişkiyi farklı kişilerle yaşar. Aynı hayal kırıklığını tekrar tekrar deneyimler. Aynı tür insanlara çekilir ya da benzer çatışmaların içinde kalır. Dışarıdan bakıldığında bunlar tesadüf gibi görünebilir. Oysa tekrar eden her örüntü, bilinçdışının henüz söze dökülememiş bir hikâyesini taşıyor olabilir.

Belki de en yorucu olan, arzunun peşinden gitmek değildir. En yorucu olan, gerçekten neyi arzuladığımızı bilmeden yaşamaktır. Çünkü çoğu zaman kendi arzumuz sandığımız şey, başkalarının bizden beklediği hayat olabilir. Daha başarılı olmak, daha güçlü görünmek, daha çok sevilmek… Bunların hangisi gerçekten bize, hangisi başkalarının bakışına aittir?

arzu
lacan
eksiklik
psikoloji
psikanalitik
psikoterapi
psikodinamik

Kategoriler

Bu konuda destek alın

Yazının konusuyla çalışan uzmanları inceleyip online veya yüz yüze randevu alabilirsiniz.